Antalya’da su için COP31 yol haritası: Yeraltı suyu, kayıp-kaçak ve tarım gündemde

Antalya Su Zirvesi’nde kuraklık riski, yeraltı su kaynakları, şebeke kayıpları ve tarımda verimli sulama başlıkları ele alındı. Zirve çıktılarının Antalya Su Eylem Planı ve COP31 sürecine taşınması hedefleniyor.

Editör

Yayınlanma
Antalya’da su için COP31 yol haritası: Yeraltı suyu, kayıp-kaçak ve tarım gündemde

Antalya’da su kaynaklarının geleceği, 24 Eylül 2026 tarihinde düzenlenen “Antalya Su Zirvesi: COP31’e Doğru Ortak Su Eylemi” programında ele alındı. Mimar Sinan Kongre Merkezi’ndeki buluşmada kamu kurumları, üniversiteler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve sektör temsilcileri bir araya geldi. Zirvenin ana gündeminde kuraklık riski, su kayıplarının azaltılması, tarım ve turizmde verimli kullanım, yeraltı su kaynaklarının korunması ve Antalya’da yapılacak COP31 öncesinde ortak bir eylem çerçevesi oluşturulması vardı.

Antalya’nın su ihtiyacı neden kritik?

Antalya yalnızca yerleşik nüfusuyla değil, yıl boyunca ağırladığı milyonlarca ziyaretçiyle de yüksek su talebine sahip bir kent. Zirvede paylaşılan bilgilere göre kentte yaklaşık 2,7 milyon kişiye düzenli içme suyu hizmeti veriliyor ve turizm hareketliliğiyle birlikte bu yük önemli ölçüde artıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, içme suyu kaynaklarının büyük bölümünün yeraltı sularına dayandığını ve bu kaynaklara erişimde her geçen yıl daha derin seviyelere inilmek zorunda kalındığını belirtti.

Bu tablo, su yönetiminin yalnızca günlük şebeke işletmesiyle sınırlı ele alınamayacağını gösteriyor. Kentte nüfus artışı, turizm sezonu, tarımsal üretim, sıcaklıkların yükselmesi ve yağış rejimindeki değişiklikler aynı anda su kaynakları üzerinde baskı oluşturuyor. Bu nedenle suyun kaynaktan son kullanıcıya kadar bütün süreç boyunca izlenmesi, kayıp-kaçak oranlarının düşürülmesi ve alternatif kullanım modellerinin geliştirilmesi öne çıkıyor.

SCADA, akustik dinleme ve dijital takip

Büyükşehir Belediyesi, su yönetiminde dijital izleme sistemlerinin daha etkin kullanıldığını açıkladı. ASAT’ın SCADA sistemiyle şebekenin anlık takip edildiği, kayıp ve kaçakların tespit edildiği ve müdahale süreçlerinin hızlandırıldığı belirtildi. Şebekenin daha küçük kontrol bölgelerine ayrılması, arızanın kaynağının daha hızlı bulunmasını ve su kaybının belirli alanlarda sınırlandırılmasını sağlayabiliyor.

Sismik ve akustik dinleme cihazlarıyla yer altındaki görünmeyen kaçakların belirlenmesi de uygulanan yöntemlerden biri. Eski içme suyu hatlarının yenilenmesi, yeni hatların devreye alınması ve su depolarının modernize edilmesi de altyapı tarafında yürütülen çalışmalar arasında gösterildi. Bu tür uygulamalar, yalnızca su tasarrufu açısından değil, enerji tüketiminin ve işletme maliyetlerinin azaltılması bakımından da önem taşıyor.

Tarımda yeniden kullanım ve akıllı sulama

Zirvede tarımsal sulama da ayrı bir başlık olarak değerlendirildi. Antalya’da açık sistemlerden kapalı devre sulamaya geçiş, arıtılmış suyun yeniden kullanılması, güneş enerjisiyle sulama desteği ve akıllı sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması üzerinde duruldu. Amaç, suyun ihtiyaç duyulan yerde ve ihtiyaç duyulan miktarda kullanılması.

Kurakçıl peyzaj uygulamaları ile az su tüketen bitki türlerinin tercih edilmesi de şehir içinde su tüketimini azaltabilecek araçlar arasında bulunuyor. Özellikle park ve yeşil alanların sulanmasında zamanlama, bitki seçimi ve akıllı otomasyonun birlikte kullanılması, yaz aylarında artan tüketimin kontrol edilmesine yardımcı olabilir.

COP31 öncesi ortak yol haritası hedefi

Antalya’nın 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında COP31’e ev sahipliği yapacak olması, zirvenin önemini artıran unsurlardan biri. Programda ortaya çıkan önerilerin Antalya Su Eylem Planı’na ve COP31 sürecine taşınması hedefleniyor. Böylece yerel ölçekte geliştirilen su yönetimi yaklaşımının ulusal ve uluslararası iklim gündemiyle ilişkilendirilmesi amaçlanıyor.

Zirvede öne çıkan temel mesaj, suyun yalnızca belediyelerin ya da tarım sektörünün sorumluluğu olmadığı yönünde oldu. Kamu kurumları, turizm işletmeleri, sanayi, çiftçiler, üniversiteler ve bireysel kullanıcıların aynı hedef doğrultusunda hareket etmesi gerektiği vurgulandı. Antalya açısından önümüzdeki dönemin en önemli başlıklarından biri, artan talebe rağmen mevcut su kaynaklarını daha verimli kullanmak ve kuraklık riskine karşı uzun vadeli planlamayı hızlandırmak olacak.

Vatandaş açısından ne değişebilir?

Zirvede alınacak kararlar doğrudan ertesi gün su kullanım kurallarını değiştiren bir düzenleme anlamına gelmiyor. Ancak ortaya çıkan yol haritası; şebeke yatırımları, tarımsal sulama projeleri, arıtılmış suyun yeniden kullanımı, kurakçıl peyzaj ve su tasarrufu kampanyaları gibi uygulamaların önceliklendirilmesinde etkili olabilir. Özellikle uzun süreli kuraklık dönemlerinde kentte hangi sektörün ne kadar su kullandığının daha şeffaf izlenmesi ve kayıp-kaçakla mücadelenin hızlandırılması önem kazanıyor.

Jandarma 1 sözleşmeli uçak pilotu alacak: Başvurular 11 Ekim’de sona erecekİçeriği görüntüle →

Bireysel kullanıcılar açısından da su tasarrufu yalnız fatura konusu değil. Şebekeye giren her metreküp suyun çıkarılması, arıtılması, depolanması ve dağıtılması enerji gerektiriyor. Bu nedenle evlerde gereksiz tüketimin azaltılması ile kurumların altyapı yatırımları aynı hedefin iki farklı parçasını oluşturuyor.

Aşağı kaydırdıkça sonraki haber otomatik yüklenecek.