Ahmet Davutoğlu, 7 Eylül’de Ankara Adliyesi’nde ifade verecek

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medyada yeniden yayılan sözleri nedeniyle Ahmet Davutoğlu hakkında TCK’nın 299/1. maddesi kapsamında soruşturma başlattı. Davutoğlu, 7 Eylül 2026’da Ankara Adliyesi’nde şüpheli sıfatıyla ifade verecek.

Yayınlanma
Ahmet Davutoğlu, 7 Eylül’de Ankara Adliyesi’nde ifade verecek

Başsavcılık TCK’nın 299/1. maddesi kapsamında soruşturma başlattı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, eski Başbakan ve feshedilen Gelecek Partisinin Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu hakkında soruşturma başlattı. Soruşturmanın, sosyal medyada yeniden dolaşıma giren paylaşımlardaki bazı ifadelerin “cumhurbaşkanına hakaret” içerdiği iddiasına dayandığı bildirildi. Başsavcılığın açıklamasına göre süreç, Türk Ceza Kanunu’nun 299/1. maddesi kapsamında yürütülüyor. Açıklamada, yapılan inceleme sonucunda soruşturma başlatıldığı ve işlemlerin ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde titizlikle sürdürüldüğü belirtildi. Davutoğlu’nun ise 7 Eylül 2026 tarihinde Ankara Adliyesi’ne giderek şüpheli sıfatıyla ifade vereceği aktarıldı.

Soruşturmanın odağında yeniden paylaşılan konuşma var

Soruşturmanın, Davutoğlu’nun geçmişte gerçekleştirdiği bir ziyaret sırasında yaptığı ve son günlerde sosyal medya platformlarında yeniden yayımlanan konuşmayla bağlantılı olduğu kaydedildi. Kaynak metinde söz konusu konuşmanın 2021’deki Bingöl ziyareti sırasında yapıldığı bilgisi yer alırken, kaynak özetinde ise 2022’deki Diyarbakır ziyaretine işaret ediliyor. Bu nedenle konuşmanın tarihi ve yeri kaynak bilgilerde farklı aktarılıyor. Davutoğlu, yeniden gündeme gelen videodaki konuşmasında bir kuruş haram lokma yemediğini söyleyerek çevrelerin zenginleştirilmesi, akrabaların kayırılması ve beş müteahhide yönelik uygulamalar üzerinden eleştirilerde bulunuyor. Savcılığın incelemesi, sosyal medyada dolaşıma giren bu ifadeler üzerinden yürütülüyor. Soruşturmanın sonucuna ilişkin kaynak metinde henüz başka bir bilgi bulunmuyor.

Avukatı Hasan Seymen’den açıklama

Davutoğlu’nun avukatı Hasan Seymen, X hesabından yaptığı açıklamada müvekkilinin hakkındaki iddialara cevap vermeyi ve yürütülen hukuki süreçlere katkı sunmayı ilkesel bir zorunluluk olarak gördüğünü belirtti. Seymen, kararlaştırılan zamanda savcılık makamının bilgilendirileceğini ifade etti. Seymen ayrıca soruşturmayı hukuki mercilerden değil, basından öğrendiklerini söyledi. Bu durum nedeniyle hukuk düzenine ilişkin derin bir hüzün duyduğunu dile getiren Seymen’in açıklaması, Davutoğlu’nun belirlenen tarihte ifade sürecine katılacağını ortaya koydu. Açıklamada, ifade işleminin ayrıntıları veya soruşturmanın sonraki aşamalarına ilişkin ilave bilgi verilmedi.

Gelecek Partisi 22 Ağustos’ta fesih kararı aldı

Soruşturma, Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerini sona erdirme kararının ardından gündeme geldi. 12 Aralık 2019’da kurulan parti, delegelerin katılımıyla 22 Ağustos 2026’da düzenlenen fesih kongresinde siyasi faaliyetlerine son verme ve partiyi kapatma kararı aldı. Kararın kongrede yapılan oylama sonucunda resmileştiği açıklandı. Partiden yapılan açıklamada, 29 Temmuz 2026’da Davutoğlu’nun liderliğinde alınan karar doğrultusunda “Yarının Türkiye’si İçin” başlıklı manifestonun kamuoyuyla paylaşıldığı hatırlatıldı. Parti yönetimi, gerçekleştirilen istişareler sonucunda parti siyasetinden çekilme ve siyasi faaliyetleri sonlandırma iradesinin ortaya konulduğunu bildirdi.

Davutoğlu siyasi sisteme yönelik eleştirilerini açıklamıştı

Davutoğlu da 29 Temmuz’da yayımladığı metinde Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı aldıklarını duyurmuştu. Türkiye’de siyasi sistemin ve parti siyasetinin büyük bir çıkmaza sürüklendiğini savunan Davutoğlu, gücün tekelleşmesi ile alternatif siyasi güçleri etkisizleştiren parçalanmanın aynı anda yaşandığını ileri sürmüştü. Siyasetteki yozlaşmanın parti ayrımı gözetmeden toplumun bütün kesimlerine yayıldığını öne süren Davutoğlu, mevcut siyasi mekanizmaların kendilerini yenileme kapasitesini büyük ölçüde kaybettiğini söylemişti. Parti açıklamasında ise fesih kararının bir vazgeçiş olmadığı, benimsenen değerleri ve siyasetin ahlaki zeminini koruma iradesi taşıdığı ifade edilmişti.