TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulu, 23 Eylül 2026 tarihinde yaptığı toplantının ardından çalışma hayatı, vergi politikası, emeklilik ve kamu çalışanlarını ilgilendiren çok sayıda başlıkta taleplerini açıkladı. Konfederasyonun yayımladığı bildiride ücretlilerin yıl içinde daha yüksek vergi dilimlerine geçmesi, en düşük emekli aylığı, staj ve çıraklık sürelerinin emeklilik başlangıcında değerlendirilmesi, banka promosyonlarının çalışanlara ödenmesi ve kamudaki taşeron uygulamaları gibi konular öne çıktı. Açıklanan maddeler mevcut mevzuatta yapılmış yeni düzenlemeler değil; TÜRK-İŞ'in hükümete ve ilgili kurumlara ilettiği talepler niteliğinde.
Ücretlilerin vergi dilimi için değişiklik istendi
Bildirinin önemli başlıklarından biri gelir vergisi tarifesi oldu. TÜRK-İŞ, çalışanların yılın ilerleyen aylarında daha yüksek vergi dilimine geçmesi nedeniyle net ücretlerinin düşmesini eleştirerek gelir vergisi tarifesinin ücretlileri koruyacak biçimde yeniden düzenlenmesini istedi. Konfederasyon, örnek olarak brüt 82 bin 575 lira ücret alan bir çalışanın yılın ilk iki ayında yüzde 15, mart ayında yüzde 20 ve haziran ayında yüzde 27 vergi dilimine geçtiğini belirtti.
Bu örnek, aynı brüt ücret devam ederken çalışanın eline geçen net tutarın vergi dilimi nedeniyle yıl içinde azalabildiğini göstermek için kullanıldı. TÜRK-İŞ'in talebi, ücretlilerin vergi yükünün hafifletilmesi ve vergi tarifesinin ücret gelirleri bakımından daha adil hale getirilmesi yönünde. Ancak 23 Eylül açıklaması tek başına vergi oranlarını değiştirmiyor; olası değişiklik için mevzuat düzenlemesi gerekiyor.
En düşük emekli aylığı için asgari ücret çağrısı
Konfederasyon, emeklilerin gelir düzeyine ilişkin de açık bir talep ortaya koydu. Bildiride en düşük emekli aylığının asgari ücretin altında olmaması ve emekli aylıklarının prim ödeme gün sayısı ile çalışma süresi dikkate alınarak daha dengeli biçimde belirlenmesi gerektiği savunuldu. Bu ifade de yürürlüğe girmiş yeni bir emekli aylığı kuralı değil, TÜRK-İŞ Başkanlar Kurulunun politika önerisi.
Emeklilik başlığında ayrıca çalışma hayatındaki farklı kesimlerin yaşadığı gelir kayıplarının giderilmesi ve sosyal güvenlik sisteminin çalışanların ödediği primlerle daha güçlü bağ kurması gerektiği görüşü paylaşıldı. Emekliler açısından herhangi bir yeni ödeme tutarı veya tarih açıklanmadığından, aylıklardaki güncel uygulamalar için resmî kurum duyuruları ve mevzuat esas alınmaya devam ediyor.
Staj ve çıraklık süreleri de gündemde
TÜRK-İŞ'in bildirgesinde staj ve çıraklık sürelerinin emeklilik başlangıcında dikkate alınması talebi de yer aldı. Konfederasyon, mesleki eğitim kapsamında çalışmaya başlayan kişilerin bu sürelerinin sosyal güvenlik başlangıcı bakımından değerlendirilmesini istedi. Bu konu uzun süredir kamuoyunda tartışılıyor ancak 23 Eylül tarihli açıklama yeni bir yasal düzenleme yapıldığı anlamına gelmiyor.
Benzer şekilde kamu kurumlarında çalışan ve 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kadroya geçirilen işçiler ile kamudaki taşeron uygulamaları da bildiride yer aldı. TÜRK-İŞ, kamudaki alt işveren uygulamalarının tamamen sona erdirilmesini ve çalışma statülerinden kaynaklanan farklılıkların giderilmesini talep etti.
Banka promosyonları çalışanlara verilsin talebi
Başkanlar Kurulu, kamu ve özel sektörde ücret ödemelerinin bankalar üzerinden yapılması nedeniyle ortaya çıkan banka promosyonlarının çalışanlara aktarılması gerektiğini de ifade etti. Konfederasyon, promosyonların işveren veya kurum bütçesinde kalmaması, doğrudan çalışanlara ödenmesi yönünde görüş bildirdi.
Bildiride ayrıca iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının güçlendirilmesi, sendikal hak ve özgürlüklerin korunması ve ücretlerin enflasyon karşısında kayba uğramamasına yönelik önlemler alınması çağrısı yapıldı. Bu başlıklar da konfederasyonun çalışma hayatına ilişkin genel talepleri arasında yer alıyor.
Köprü ve otoyolların özelleştirilmesine karşı çıkıldı
TÜRK-İŞ, kamuya ait köprü ve otoyolların özelleştirilmesine yönelik girişimlere karşı olduğunu da açıkladı. Konfederasyon, kamu varlıklarının satış veya işletme devri yoluyla özel sektöre bırakılması yerine kamunun elinde tutulması gerektiğini savundu. Bu bölüm de hükümet tarafından alınmış bir özelleştirme kararının iptal edildiği anlamına gelmiyor; sendikal konfederasyonun siyasi ve ekonomik tutumunu yansıtıyor.
Toplantıda öğrencilerin barınma ve eğitim koşulları, iş kazaları, sermaye piyasalarında yatırımcı mağduriyetleri ve çalışanların gelir dağılımındaki payı gibi başka konular da ele alındı. TÜRK-İŞ, açıklamanın sonunda çalışma hayatındaki sorunların çözümü için sosyal taraflarla diyalog ve somut düzenleme çağrısında bulundu.
Bu açıklama yasa değişikliği anlamına gelmiyor
23 Eylül tarihli bildirinin en önemli okuma noktası, sıralanan maddelerin talepler ve politika önerileri olması. Vergi dilimleri, emekli aylıkları, staj ve çıraklığın sigorta başlangıcına sayılması veya banka promosyonları konusunda yeni bir uygulamanın başlaması için ilgili kurumların kararları ve gerektiğinde kanun veya ikincil mevzuat değişiklikleri gerekiyor.
Bu nedenle çalışanların ve emeklilerin sosyal medyada “yeni hak çıktı” şeklinde paylaşılan içeriklere temkinli yaklaşması, somut değişiklik olup olmadığını Resmî Gazete ve ilgili kamu kurumlarının duyurularından kontrol etmesi gerekiyor. TÜRK-İŞ'in 23 Eylül bildirisi, önümüzdeki dönemde çalışma hayatı tartışmalarında gündeme gelebilecek başlıkları toplu biçimde ortaya koyan bir talep metni olarak değerlendirilmeli.