Ana Sayfa / Gündem / Biz sana “başka kapıya” demeyeceğiz Can Dündar, çünkü…

Biz sana “başka kapıya” demeyeceğiz Can Dündar, çünkü…

Geçtiğimiz hafta Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül, “MİT TIR’ları”yla ilgili haber yaptıkları gerekçesiyle tutuklandılar.
Öncelikle belirteyim ki; ortada suç dahi olsa, tutuksuz yargılamak varken iki gazetecinin bu şekilde tutuklanmasını anlamakta zorlanıyorum. Bu anlamda, elbette özgürlüğü elinden alınarak mağdur edilenlerin yanında olmak, asgari bir yurttaş sorumluluğudur.
Ancak, Can Dündar’a da bazı şeyleri hatırlatmak zorundayım. Sevgili Can Dündar;
Bu tür siyasi davalarda; tutuklamalara tepkisiz kalmaya gönderme yapmak için, hep bir Alman papazdan bahsedilir. Hani şu Hitler zamanında; “Önce üstteki komşumu götürdüler, sendikacıydı. Beni ilgilendirmez dedim ve sesimi çıkarmadım” diye başlayan; en sonunda, “Sıra bana geldiğinde, benden önce bütün komşularımı aldıkları için ses çıkartacak kimse kalmamıştı” diyen papaz.
İşte tıpkı bu papaz gibi, sen de; Ergenekon, Balyoz, Askeri Casusluk, Poyrazköy vb. davalardaki hareket tarzını sorguluyor musun?
Örneğin Ergenekon Davasında?
Aralarında şimdi, genel yayın yönetmeliğini yaptığın Cumhuriyet Gazetesinin kıdemli yazarı rahmetli İlhan Selçuk ile Mustafa Balbay’ın bulunduğu pek çok gazeteci; ÇYD’nin Başkanı Türkan Saylan gibi sivil toplum örgüt liderleri, sendika başkanları, akademisyenler, siyasiler ve askerler tutuklanarak cezaevine tıkıldılar, alabildiğine hukuksuzca.
Sen asla sesini çıkartmadın…
2009’da başlayan, özellikle askerlere yönelik operasyonlarda, gün geçtikçe komplonun izlerine rastlanıyor, kumpasın pek çok delili tespit edilerek kamuoyu ile paylaşılıyordu. Aralarında senin bulunduğun gazetecilerle bunlar paylaşıldı. Çok açık hukuk ihlalleri sunuldu.
Sen yine hiç ses çıkartmadın…
Ta ki, 14 Nisan 2012 tarihine kadar. O gün öyle bir yazı yazdın ki Milliyet gazetesindeki köşende, keşke sessizliğini muhafaza etseydin. “Başka Kapıya” başlıklı o yazı ile; yattığımız taş duvarların arasında bizi adeta yüreğimizden vurdun. Yazdıklarını hatırlatayım istersen;
“Dün süngü zoruyla başbakanı eve yollayanlar, bugün polis zoruyla evden toplanıyor. Dün ‘adalet, insan hakları’ diye haykırdığımızda üstümüze tank sürenler, şimdi adalet ve insan hakkı istiyor. Dün düzmece andıçlarla demokratları yok etmeye çalışanlar, bugün düzmece kanıtlarla yargılandığından yakınıyor. Adaletsizliğe, zulme karşı her zaman herkesin yanındayız. Ama dün burnundan kıl aldırmayan mağrurların, bugün mağdur rolü oynamasına cevabımız aynı: ‘Başka Kapıya.”
Halbuki, yazdıklarınla en azından biz sanıkların büyük çoğunluğunun ilgisi yoktu… Bu ne hoyrat tavırdı böyle? Bu ne tedavi olmaz hınçtı? Bu ne kindi? Hangimizi tanıyordun? Darbelerle bizim ne kadar ilgimiz vardı, araştırmış mıydın? Sahi sen hiç darbelerden etkilendin mi? Mesela darbeler sırasında bir gün dahi olsa hapis yatmışlığın var mı? Neyse…
Bu arada Fethullahçı örgüt mensubu olduğu iddia edilen polis şefleriyle, masalarda samimi pozların yayınlanmıştı basında.
Demirtaşlarla samimi görüntülerin de internette dolaşıyordu…
Genel Yayın yönetmeni olduğun Cumhuriyet Gazetesinde yaptığın değişiklerle ilgili değerlendirme yapmak bana düşmez. Onu da kendilerine büyük saygı duyduğum CUMOK mensupları yapsınlar.
Aslında seni, Ata’yı küçültücü olduğu toplumun büyük kesimi tarafından kabul edilen “Mustafa” filminden tanıyorduk. Buradaki misyonunu tahmin edebiliyorduk (Yeri gelmişken, Cemaatten 1,5 milyon dolar alarak Said-i Nursi ile ilgili bir belgesel çektiğin söyleniyor, doğru mu bilmiyorum. “Mustafa” filmine bu ismi, Atatürk’ü sevimli kılmak için verdiğinizi iddia ediyormuşsun. O zaman bu belgesele de “Said” ismini koyarsın artık).
Bize, “başka kapıya” diyerek hakaret eden sen, geçtiğimiz ayda operasyon yapılan cemaat medyasına “özgür basın susturulamaz” adı altında verdiğin destek göz yaşartıcıydı.
Oysaki dün Ergenekon kapsamında tutuklanan gazetecilere destek de yoktun. Star, Avrasya vb. televizyonlara el konulurken ortalıkta gözükmüyordun.
Sonuç olarak, bunları sana neden yazdım? Belki duruşunu bir kez daha gözden geçirirsin, ciddi bir özeleştiri yaparsın diye yazdım Can Dündar.
Biz mi? Ne olursa olsun, senin ve senin gibilerin de, adil ve tutuksuz yargılanması için mücadele edeceğiz, emin ol!
Seninle aynı şeyleri düşünmesek de, sana asla “başka kapıya” demeyeceğiz.
Çünkü; biz, Sorosların, Fethullahların değil, Atatürk’ün takipçisiyiz; Emperyalizmin değil, Mustafa Kemal’in askeriyiz…

 

 

Mustafa Önsel

https://www.facebook.com/mustafa.onsel.1

Bu Haberler ilginizi Çekebilir...

Son Dakika: Öncüpınar sınır kapısında hareketlilik! (Sınırda neler oluyor)

Kilis’te Öncüpınar Sınır Kapısından, Fırat Kalkanı Bölgesine askeri sevkiyat yapılıyor.   Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait tanklar …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir