Ana Sayfa / Gündem / Yıldırım Koç: Başkanlık krizi işçiye yıkacak

Yıldırım Koç: Başkanlık krizi işçiye yıkacak

Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizini yaşıyor.

Bugünkü kriz; önceki krizlerin hepsinden farklı, çok daha kapsamlı ve yıkıcı. Başkanlık sistemi, derinleşen ekonomik krizin yükünü işçi sınıfının sırtına yıkmaya çalışarak Türkiye’yi çok sert sınıf mücadelesine götürecek.

 

Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım Koç, başkanlık sisteminin ekonomik krizin yükünü işçi sınıfının omuzlarına yıkmayı sağlamanın bir aracı olarak kullanılmak istendiğini söyledi. Koç uyardı: “Çok sert sınıf çatışmalarına zemin oluşturarak yeni sorunlar yaratacak.”

Türkiye, “denetimsiz başkanlık” sistemi modelini içeren anayasa değişikliği dayatmasıyla karşı karşıyayken diğer yandan da ağır bir ekonomik krize doğru sürükleniyor. Altı ay önce 3 liranın altında olan doların bugün 3.70’lerde seyretmesi ekonomiyi olumsuz etkilerken geniş tanımlı işsizlik son 6 yılın rekorunu kırarak 6 milyonu aştı. Hidroelektrik santralları ve birçok taşınmazı da özelleştirerek kaynak yaratmaya çalışan hükümet, işsizlik fonunu da amacı dışında kullanarak “işverenlerin yükü”nü de hafifletmeyi amaçlıyor. Ekonomideki kötü gidişata bir de “denetimsiz başkanlık” sistemini içeren anayasa değişikliği dayatması eklendi. Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı, İşçi Sendika Bürosu Başkanı Yıldırım Koç ile “Cumhurbaşkanlığı sistemi”nin ekonomiyi ve çalışma hayatını nasıl etkileyeceği üzerine konuştuk.

 

 

‘TARİHİMİZİN EN BÜYÜK KRİZİ’

Yıldırım Koç, Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizini yaşadığımıza dikkat çekerek “Bu daha başlangıç” dedi. Bugün yaşanan sorunların ülkemizi bekleyen çok daha büyük sorunların habercisi olduğunu vurgulayan Koç, “Türkiye tarihinde 1929-1932, 1958-1961, 1978-1983 ve 1998-2001 yıllarında büyük krizler, 1969-1970, 1988-1989, 1991 ve 1994 yıllarında da ikinci önemde krizler yaşandı. Bugünkü kriz bunların hepsinden farklı, çok daha kapsamlı ve yıkıcı. Türkiye’de açlıktan ölenler veya dükkanlara saldıran aç insan kitleleri hiç olmadı. Önümüzdeki aylarda belki olacak.

 

‘TEHLİKELİ YÖNDE GELİŞECEK’

Türkiye’de fabrikaları tahrip eden işçiler hiç olmadı. Belki aylardır ücretlerini alamayan çaresiz işçilerin tepkileri bu yönde gelişecek. Türkiye’de intiharlar, fuhuş, hırsızlık ve yağma hiç kitleselleşmedi. Belki ilerde böyle bir tehlikeyle karşılaşacağız” uyarısında bulundu.

Bugünkü krizin, birkaç nedenle geçmiş krizlerden daha tahripkar olduğunu ifade eden Koç, şunları söyledi: “Türkiye ekonomisi, yıllardır üretimden koparak, borçlanma, kaynakları inşaata gömme ve ithalat temelinde gelişti. Ayrıca mevcut kaynaklar üretken yatırıma yönlendirilmedi; israf edildi. Emperyalist sömürü de kaynakları iyice azalttı. Türkiye ekonomisi bugün denizin tükendiği noktadadır. Türkiye’nin 2014 yılındaki ihracatı 158 milyar dolarken, ithalatı 242 milyar dolardı. 2015 yılında ihracat 144 milyar dolara düştü. Türkiye’nin cari işlemler açığı 2002 yılında yalnızca 0.6 milyar dolardı. 2011 yılında 74 milyar, 2012 yılında 48 milyar, 2013 yılında 64 milyar, 2014 yılında 44 milyar ve 2015 yılında da 32 milyar dolar oldu. Türkiye’de özel sektörün dış borcu 2002 yılında 43.1 milyar dolardı; 2016 yılında 293.7 milyar dolara yükseldi. Kamu sektörünün iç borcu 2002 yılında 145.6 milyar liraydı; 2016 yılında 485.7 milyar lira oldu. Kamu sektörünün dış borcu ise 2002 yılında 64.5 milyar dolarken, 2016 yılında 122.1 milyar dolara çıktı.”

 

 

‘KRİZ AKP’Yİ YIPRATACAK’

1978-1980 döneminde yaşanan iktisadi krizin yükünü işçi sınıfının omuzlarına yıkmak için 12 Eylül darbesinin yapıldığını hatırlatan Koç, “Önce yoğunlaştırılan çatışmalarla insanlar canlarından bezdirildi. Ardından bir kurtarıcı gibi gelen darbe, ekonomik krizin yükünü işçi sınıfına yıktı. Yaşanan iç savaştan bıkan insanlar, askerin güçlü darbesi karşısında sessizliğini korudu ve yükü omuzladı. Günümüzde şartlar çok farklıdır. AKP güçsüzdür; gücü her geçen gün azalmaktadır. Derinleşen ekonomik kriz, AKP’nin oy desteğini de hızla yıpratmaktadır. Denizin tükendiği koşullarda torun bakan babaannelere para vererek veya gıda paketi ve kömür dağıtarak destek artırılamaz.

 

‘FELAKET OLUR’

Halk, derinleşen krizin sorumlusu olarak 14 yıldır iktidarda bulunan AKP’yi suçlamaktadır. Bu koşullarda Meclis’in yetkilerinin kaldırılarak, ekonomik krizin yükünü işçi sınıfının sırtına yıkma girişimleri, 12 Eylül sonrasında olduğu gibi sessizlikle değil, kitleselleşen ve militanlaşan bir tepkiyle karşılanacaktır” ifadelerini kullandı. Bu tepkinin yanlış biçimde yönlendirilmesinin ise Türkiye’nin felaketi olacağı uyarısında bulunan Koç, “Yükselecek tepkiyi, vatan ve emek mücadelesini bütünleştiren, bağımsız ve demokratik bir Türkiye ve sınıfsız ve sömürüsüz bir dünya doğrultusunda yönlendirebilmelidir” dedi.

 
‘KİTLE EYLEMLERİ BÜYÜYECEK’

Yıldırım Koç, ekonomik krizin yükünü işçi sınıfının omuzlarına yıkma çabasına karşı grevler ve direnişlerin artacağını belirtti. 2015 Mayıs’ında Bursa’da başlayan kitle eylemlerinin bu kez kentleri saracağını vurgulayan Koç, “İşçi sınıfı, bedelsiz ve risksiz çözüm yollarının tükendiği koşullarda, meşru ve demokratik kitle eylemlerini geliştirecek” dedi. Bu yıl milyonlarca işçinin ve kamu çalışanının toplusözleşme görüşmeleri olduğunu hatırlatan Koç, şöyle devam etti: “Bu görüşmeler çok sert geçecek. Özellikle metal işkolunda 100 bini aşkın işçinin toplusözleşme görüşmeleri son derece önemli. 2015 yılında Türk Metal’e karşı başlatılan ve onbinlerce işçinin militan eylemler gerçekleştirdiği mücadele, derinleşen kriz koşullarında yeni boyutlar kazanacak. Ayrıca kamu kesimi işyerlerinde 200 bini aşkın işçinin toplusözleşme görüşmeleri de krizin derinleşeceği ve enflasyon oranının yükseleceği aylara denk gelecek. Huzur isteyen, geçim sıkıntısını aşmak isteyen kitleler kendiliklerinden hareketlenecek. Ekonomik krizin yükünü işçi sınıfının omuzlarına yıkma çabası 12 Eylül sonrasında mümkün olabilmişti. Şimdi şartlar tümüyle farklı. Başkanlık sistemi, ekonomik krizin yükünü işçi sınıfının omuzlarına yıkmayı sağlamanın bir aracı olarak kullanılmak isteniyor. İşlerine yaramayacak.”

 

‘ÜCRET ZAMLARI HIZLA ERİYECEK’

Ekonomik kriz derinleştikçe, işçilerin, memurların, sözleşmeli personelin hayatının giderek zorlaşacağına dikkat çeken Koç, şöyle konuştu: “Enflasyon oranı artınca, ücretler ve aylıklar hızla yıpranacak. Asgari ücretli işçilere bu yılın başında verilen bir yıllık yüzde 8’lik zam hızla eriyecek ve çok ciddi bir mutlak yoksullaşma yaşanacaktır. Kredi kartı kullanımı 2002 yılında 25.7 milyar liraydı. 2015 yılında 548.9 milyar lira oldu. Tüketici kredileri 2002 yılında 3.3 milyar liraydı. 2016 yılı Haziran ayında 297 milyar lira oldu. İnsanlar böylece ev eşyalarını yenilediler, araba ve ev aldılar. 2011-2015 döneminde Türkiye’de 11.3 milyon buzdolabı, 10.8 milyon çamaşır makinesi, 8.7 milyon bulaşık makinesi satıldı. Türkiye’de 2002 yılında 4.6 milyon otomobil ve 875 bin kamyonet vardı. 2016 yılı başında otomobil sayısı 10.7 milyon, kamyonet sayısı da 3.3 milyon olmuştu. 2013-2016 döneminde, dört yıl içinde, 5.0 milyon konut satıldı. Bunların 2.3 milyonu, yeni konuttu; 2.7 milyonu eski konuttu.

 

 

‘İŞTEN ÇIKARMALAR ARTACAK’

Ancak kriz derinleştikçe insanlar, kredi kartı borçlarını ve tüketici kredileri taksitlerini ödeyemeyecek. Ücretine haciz gelen icralık işçi/memur sayısı hızla yükselecek. Birçok insan, borçlarını ödeyemeyeceği için borçla aldığı evini veya arabasını elinden kaçıracak. Birçok işçi, kıdem tazminatını alarak borçlarını ödemeye çalışacak. İşyerleri kapandıkça veya küçüldükçe işten çıkarmalar artacak, işsizlik daha da yaygınlaşacaktır. İşçilerin ücret ve kıdem tazminatı alacakları ödenmeyecektir. Az işçiyle çok iş çıkarma baskısı artacaktır. Bazı işyerlerinde karşılığında ücret ödenmeyen fazla çalışma yaygınlaşacaktır.

 
‘MEVCUT HAKLAR TIRPANLANACAK’

İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemleri alınmayarak tasarruf yapılmaya çalışılacaktır. İşçilik maliyetini düşürmeye çalışan işverenler, Suriyeli kaçak işçi çalıştırmayı daha da yaygınlaştıracaktır. İşçilerin gelirlerinin azalması, emeklilerin ve gençlerin de çalışma hayatına atılmasını zorlayacaktır. Böylece işsizlik daha da artacaktır. Maliyetlerin azaltılması amacıyla kıdem tazminatı hakkı, belirli süreli iş sözleşmelerinin yaygınlaştırılmasıyla ortadan kaldırılacak. Esnek çalışma uygulamaları yaygınlaştırılacak. Kiralık işçilik artacak. Taşeron işçilerinin sorunları artarak devam edecek. Devlet memurlarının iş güvencesi kaldırılmaya çalışılacak.”

 

 

FELAKETİ ÖNLEMENİN YOLU: GÜÇLÜ MECLİS

Nüfus içindeki payı artmış, kısa vadeli çıkarlarını çok iyi bilen ve buna göre hareket eden deneyimli bir işçi sınıfının olduğuna dikkat çeken Yıldırım Koç, “Meclis’in yetkilerini devralacak bir cumhurbaşkanının gücü ise 12 Eylül darbecilerinin gücüyle kıyaslanamaz bile. Bugünkü şartlar 12 Eylül öncesinden ve sonrasından çok farklı. Başkanlık sistemi girişimi, vatan savunmasında milletin bütünlüğünü sağlamaya en fazla ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde milleti saflaştırmaktadır. Bunun da ötesinde, derinleşen ekonomik krizin yükünü işçi sınıfının omuzlarına yıkma projesi olarak da çok sert sınıf çatışmalarına zemin oluşturarak, yeni sorunlar yaratacaktır” dedi. Bu büyük felaketleri önlemenin yolunun, milletin birleşmesinden, Türkiye’nin milli çıkarlarını her şeyin önünde tutan güçlü bir parlamento, bir milli hükümet ve milli programdan geçtiğini vurgulayan Koç, şunları söyledi:

 

 

‘ÇATIŞMALARA GÖTÜRÜR’

“Meclis’in yetkilerini büyük ölçüde ortadan kaldıran başkanlık sistemi, derinleşen ekonomik krizin yükünü işçi sınıfının sırtına yıkmaya çalışarak Türkiye’yi çok sert sınıf çatışmalarına götürecektir. Emperyalist güçler ve Türkiye’deki işbirlikçileri, bu sınıf çatışmalarını Türkiye’nin bölünmesi ve bir iç savaşa sürüklenmesi doğrultusunda kullanmaya çalışacaktır.

 

Yapılması gereken, vatan savunmasıyla işçi sınıfının hak ve özgürlüklerini koruma mücadelesini milli bir program temelinde birleştirmek ve birbiriyle dayanışma içinde yürütmektir. Bunun ilk adımı da, derinleşen ve daha da derinleşerek iyice tahripkar olacak ekonomik krizin yükünü işçi sınıfının omuzlarına yıkmayı amaçlayan rejim değişikliğine karşı çıkmak, krizin yükünün krizin sorumluları tarafından üstlenilmesini sağlamaktır.”

Bu Haberler ilginizi Çekebilir...

Özcan Yeniçeri: Referandumu kim kazanacak?

İktidar ve iş birlikçileri referandum sonuçlarını şimdiden ilan etmiş durumdalar. Kimisi siyasi partilerin aldıkları oyları …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir