21 Ağustos 2017 , Pazartesi
Ana Sayfa / Gündem / Yavuz Selim Demirağ: Darbenin televolesi

Yavuz Selim Demirağ: Darbenin televolesi

Bir konunun cılkını çıkarmakta üstümüze yok. Darbenin bile televolesine yapıştık ya aşk olsun… Oysa bu darbe iki yıldır “geliyorum” diyordu. 21.08 2014 günü Ulusal Kanal’da yaptığım program esnasında Ergenekon kumpasından 5 yıldan fazla hapiste yatan emekli yarbay Mustafa Dönmez konuğumdu. Fethullahçı yapının Emniyet’ten ziyade TSK’da daha etkin olduğunu ve darbe yapacak güce eriştiklerini ifade etti. (Bu görüntüler internette var. Geçtiğimiz günlerde Arslan Bulut da bu olayı İmamların Öcü adlı kitabıma atıfta bulunarak bir kez daha yazdı) Reklam arasına girmeden “bu çok ciddi bir iddia” dedim. Evinde bizi seyreden Nihat Genç de heyecanlanıp taksiye binip gelerek programa dahil oldu. Dönmez’e ısrarla sordum. “Evet, hem de Atatürkçülük, laiklik adına darbe yaparlar” dedi. Başımızın belaya gireceğini bile bile işin peşini bırakmadım. Ben sordum Dönmez cevapladı. Ve bu program yüzünden suç duyurusu ile mahkemelik oldu. Program sonunda oturup detaylandırırken Nihat Genç endişe ile “ciddi misiniz ya” dedikçe biz açıldık. İplerin uçlarından çektikçe de yumak büyümeye başladı. O güne kadar protokol icabı birkaç kez selamlaştığımız ve hiç telefonla görüşmediğimiz ismi bende saklı emekli bir korgeneral cep telefonumdan arayarak “Yahu sevgili kardeşim ne yapıyorsun! Bu darbe lafı da nereden çıktı. Senin vatanseverliğinden şüphem yok. Ama televizyona her önüne geleni çıkarma. O Dönmez denen çocuk, hapis yatmanın hırsı ile konuşuyor. Bir daha sakın onu çıkarma. Unutma ordu bizim ordumuz. Bu tip konuşmalar TSK’yı yıpratmaya yöneliktir. Ona göre…” deyip telefonu kapattı. Gereken cevabı vermekle beraber öfkelendim. İşin peşini bırakmadım tabii…

Araştırmalarımı genişlettim. Mayıs 2015’te yayınlanan kitapta detaylarını yazdım .O emekli korgeneral, Genelkurmay Başkanı Org. Hulusi Akar’ın devre arkadaşı olduğunu ve darbenin söz konusu bile olamayacağını yazdı, televizyonlarda konuştu. O kadar ön görülü ki 15 Temmuz darbe gecesi kendi düğün yemeğinde darbeden haberdar bile değildi. Saatler sonra gazetecilerden öğrendi. O Dönmez ki 113 dava açılan askerdir. En son mahkemeye hakaretten para cezası aldı ama onun için fezleke hazırlayan polisler, yargılayan hakim ve savcıların hepsi şimdi tutuklu.

***

Gazetelerde, televizyonlarda bakıyorum da birden cümle alem “darbe uzmanı” kesilivermiş. MİT’in istihbarat zafiyetinden tutun da o gece yaşananlarla ilgili çok laflı bol yalanlar atıyorlar. Üşenmeden, utanmadan “darbenin televolesi”ni oluşturuyorlar. Her şeyden önce darbenin daha savuşturulmadığını belirtmeliyim. Uykuda daha çok hücre var. Tıpkı Ergenekon ve Balyoz kumpaslarında olduğu gibi yandaş medyaya “özel servis” yapılıyor. Hava Kuvvetleri eski komutanı Akın Öztürk’ün darbenin başı olduğu yazdırıldı önce. Aradan beş gün geçtikten sonra Genelkurmay resmi açıklama ile “Hayır, biz görevlendirdik!” diyor. Nereden bakarsanız dilemma… Ve Öztürk halen hapiste. Kurtarma operasyonu mu bilmem. Ama yoğun bilgi kirliliği sürüyor. Bu gidişle sular durulmayacak. Bulanık su avcılarına gün doğdu. Bu arada ısrarla insanların sokağa davet edilmesi sağduyuyu değil gerilimi tetikliyor. OHAL ilan edildiğine göre sokak davetleri sona ermeli. Bürokraside görevden almalar yüz bine yaklaştı. Gözaltı ve tutuklama kararlarında karanlık noktalar var.

***

Ankara’nın Kazan ilçesindeki Akıncılar Hava Üssü’nün yanıdır. Uçak sesleri ve çatışmalardan ürken bir çocuk annesi kadıncağız “memleketi ne hale getirdiniz… Allah belanızı versin” tepkisi ile tivit atmış. Aileyi tanırım Türk Milliyetçisi ve cemaatle ilişkisi asla yoktur. Bu kadını tutuklamışlar. Olacak iş değil. Yargıda ve bakanlıklarda FETÖ ile hiç alakası olmayan, Türk Milliyetçisi, sosyal demokrat, Atatürkçü bazı isimler de kıyıma uğruyor. Aldığım bilgiler “AKP’li olmayan herkesin potansiyel cemaatçi ilan edildiği” yönünde. Bu çok tehlikeli bir zihniyet. Umarım yarın öbür gün “kurunun yanında yaş da yanmış” veya “sehven” gibi teviller ile olaylar kapatılmaz. Sonuç olarak bu gidişat tehlikeli. Dahası selaların “Türkiye Cumhuriyetinin ruhuna okunduğu” endişelerinde artış var.

Not: Dünkü “Kuleli Darbesi” başlıklı yazımda Okul Komutanının ismini yanlışlıkla Mürsel Çıkrıkçı olarak yazmışım. Doğrusu Muammer Aygan olacaktı.

Kaynak: Darbenin televolesi – Yavuz Selim DEMİRAĞ

Bu Haberler ilginizi Çekebilir...

Özcan Yeniçeri: Referandumu kim kazanacak?

İktidar ve iş birlikçileri referandum sonuçlarını şimdiden ilan etmiş durumdalar. Kimisi siyasi partilerin aldıkları oyları …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir