Ana Sayfa / Medya / Semih Koray: Bilim ve Aydınlanma’nın vazgeçilmezliği

Semih Koray: Bilim ve Aydınlanma’nın vazgeçilmezliği

Ankara üniversitelerinde faaliyet gösteren öğrenci toplulukları, Bilim ve Ütopya Kooperatifi, Kırmızı Beyaz Dergisi ve ODTÜ Dergi 101 tarafından düzenlenen Aydınlanma Sempozyumu, 26- 27 Aralık tarihlerinde Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Büyük Fizik Amfisinde gerçekleştirilecek.

AKLI VE YÜREĞİ ÖZGÜRLEŞTİREN DEVRİM SÜRECİ

Aydınlanma insanın aklını ve yüreğini özgürleştiren bir devrim sürecidir. Feodalizm altında, geniş köylü yığınları “aklı ermez”, aklı ermediği için de “güdülmekten başka çaresi olmayan” bir sürü konumundaydı. Dünya, insanın günahkâr özünün kefaretini ödediği bir sınav yeri olarak görüldüğünden, halk açısından “iyi talih”, olsa olsa “seçilmişlerden” kendi payına iyi bir “çoban”ın düşmesiydi. Bilimsel Devrim’in insanlığın önünü açan en büyük katkısı, Kilise’nin bu feodal düzenin üstünde sahnelendiği dünyayı evrenin merkezine oturtan Ortaçağ resmine onulmaz darbeler indirmesi olmuştur. Aydınlanmanın bilimin başarılarından hareketle hayata dair yaptığı en önemli çıkarım, insanın “aklıyla her şeyi kavrayabileceği”dir. Aklı özgürleşen insan, artık günahkâr damgasıyla doğmaktan kurtulup yüreğini de özgürleştirebilir. İnsan artık, kendi kaderini kendisi tayin eden bir “beyaz kâğıt” olarak doğar. Bu, aynı zamanda Aydınlanmanın sanata olan yansımasını belirleyen yaklaşımdır.

YENİ ORTAÇAĞ’A KARŞI YENİDEN AYDINLANMA

Günümüzde emperyalizmin Ortaçağ ile ittifak halinde dünyamızın üstüne çökerttiği Yeni Ortaçağ, Yeniden Aydınlanma’yı insanlığın gündemine getirmiştir. Karşı devrim açısından karartılması gereken, bilim ile gerçeklik arasındaki ilişkidir. Bilimin bulguları, gerçekleştirildikleri dar alana hapsedilip, bilimden hayata dair genel çıkarımların yapılmasının önüne geçilmelidir. Diğer bir deyişle, bilim “hayatta en gerçek yol gösterici” olmaktan çıkarılıp, sipariş üstüne üretim yapan teknik nitelikte artçı bir konuma sokulmalıdır.

Yığınları yeniden “sürüleştirmenin” yolu da, Ortaçağ’ın tarikat ve cemaat ağını hortlatmanın yanı sıra, hayatı “tüketim ve alışveriş”ten ibaret bir etkinliğe indirgemektir. Eğitimi de bu “tarifeli hayat”ın el kitabına indirgemek, kitleleri sığlaştırarak “çobanlık” yapmayı kolaylaştırır.

DEVRİMİN TOPLUMSAL GÜCÜNÜ YARATMADA AYDINLANMA’NIN VAZGEÇİLMEZLİĞİ

Batı’da Aydınlanma, ideolojik düzlemde Ortaçağ’a indirdiği darbelerle demokratik devrimleri gerçekleştiren toplumsal gücün oluşturulmasını olanaklı kılmıştır. Aydınlanma Mücadelesi, bugün ülkemizi yeniden Atatürk Devrimi yoluna sokacak toplumsal gücü yaratmanın da vazgeçilmez unsurlarından biridir. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde görünüşte değişik bilim alanlarında kayda değer bir birikimimizin olmamasına karşın, bizim Cumhuriyetimizin temeli bilim harcıyla yoğrulmuştur. Aslında bunu olanaklı kılan çok önemli bir bilimsel birikim söz konusudur. O da, Cumhuriyet Devriminin kendisinin bilim temelinde gerçekleştirilmiş olmasıdır. Kurtuluş Savaşımız da, zaferi izleyen devrimler de, tarihin ve toplumsal gelişimin keskin bir okunuşunun ürünüdür. Cumhuriyetin Kültür Devriminin en önemli araçlarından biri olarak oluşturulmuş Köy Enstitüleri, Atatürk Devriminin Aydınlanma Mücadelesinde dünyaya bir armağanıdır. Bugün bilimsel temelden yoksun herhangi bir toplumsal ilerlemenin olanaklı olmadığı bir çağda yaşıyoruz.

NAMIK KEMAL PAK HOCAMIZIN ANISI ÖNÜNDE SAYGIYLA EĞİLİYORUZ

10 Kasım’da Cumhuriyet değerlerini savunma yolunda “bilim ve aydınlanma”yı kendine yol gösterici edinmiş Namık Kemak Pak Hocamızı yitirdik. Prof. Dr. Namık Kemal Pak, AKP iktidarı tarafından, ülkeyi “bilimden arındırma” operasyonunun ilk adımlarından biri olarak TÜBİTAK Başkanlığından uzaklaştırıldı. O, bir yandan hukuk mücadelesini sonuna kadar sürdürürken, diğer yandan bilim ve aydınlanma mücadelesine hız vererek Bilim ve Ütopya Dergisi’nde mevzilendi. Bilim ve fizikten söz ederken gözleri parlayan, öğretirken öğrenmeyi ihmal etmeyen, alçakgönüllülüğü bilgisinin derinliğinden kaynaklanan Namık Kemal Hocamızın anısı önünde saygıyla eğilirken, onun şu sözlerinin hepimize rehber olmasını diliyoruz: “Hayatta paylaştıkça çoğalan iki şey vardır: Sevgi ve bilgi. Ben de hayatımın son döneminde bunu başarmaya gayret ediyorum.”

Semih Koray / 14 Aralık 2015, Aydınlık

Bu Haberler ilginizi Çekebilir...

Yavuz Selim Demirağ: Şefkat Çetin buna bir cevap vermeli

1980 öncesinde İzmir Buca’da öğrenim görmüş, 12 Eylül’den sonra uzun yıllar hapis yatmış, 12 yıl …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir