Ana Sayfa / Gündem / Selcan Taşçı: Kimin eli kimin cebinde belli değil

Selcan Taşçı: Kimin eli kimin cebinde belli değil

Hay Allah!..

Hatta “tüh yahu!..”

Tam da millet “Eyy Amerika! Size kaç kere söyledim. Siz bizimle beraber misiniz yoksa bu terör örgütü PYD ile YPG ile mi berabersiniz? Eyy Amerika! Ne PKK’yı bize tanıtabilirsiniz, ne PYD’yi bize tanıtabilirsiniz, ne YPG’yi bize tanıtabilirsiniz. Bunları biz gayet iyi biliriz…” büyülenmesi yaşarken nereden çıktı İlnur Çevik işi?

Siz, bizimle mi berabersiniz yoksa bu “Kürdistan” peşinde koşan Barzani ile, her fırsatta Türkiye’yi PKK ile tehdit eden, PKK katliamlarına başladıktan sonraki ilk büyük “bağışçısı(!)” olarak terör örgütüne 10 binlerce dolar akıtan, 1992’deki Kuzey Irak operasyonunda Türkiye’yi sırtından hançerleyen Talabani’yle mi berabersiniz?

Öyle ya, bir röportajında çiçeği burnunda danışmanınız kendisi söylemişti, değil PKK’lı teröristleri teslim etmek hani şu Türkiye’ye bir Kürt kedisi bile vermeyeceğini söyleyen, vaktiyle Osman Öcalan ve beraberindeki binden fazla PKK’lıyı TSK’ya karşı koruma altına alan “Talabani’nin en has adamlarından birisiyim” olduğunu!

Keza, “Kandil’e kimse giremez” diyerek Türkiye’nin terörle mücadelesinin önüne peşmerge görünümlü ABD seti çeken Barzani’yle -evet evet şu ‘Eyy ABD’ olanla aynı- “kıskanılan bir ilişkileri” olduğu da yine taze danışmanınızın kendi ifadesiydi!

***

Görüyor musunuz, tam da millet “kendi ülkesini uluslararası müdahaleye açma projelerinin içinde yer alanlarla, kendi devletinin karşısında terör örgütünün yanında yer alanlarla” yolların kesin olarak ayrıldığına inanmaya başlamıştı… “Saflar” sıklaşmasa da netleşiyordu en azından…

Tam da “çözüm süreci buzdolabına kalktı” diye kanmaya hazırdık “mücadele”den taviz verilmeyeceğine!

Tam da, Türk Silahlı Kuvvetleri Güneydoğu’da Türkiye Cumhuriyeti topraklarını adım adım terörden temizler ve her gün mensuplarını/bu milletin evlatlarını şehit verirken, günün “millet ile devletin el ele vermesi gereken gün” olduğuna hükmedip çoğu siyasi eleştirisini, itirazını “ertelemeye” başlamıştı insanlar…

Bir canlı bomba olsa ancak bu kadar zarar verebilirdi; sen tut “PKK açılımı”nın mimarlarından, “yol haritası”nın banisi Henri Barkey ile daha Refah Partili yıllarda kafa kafaya toplantılar yaptığı bin kere yazılıp çizilen İlnur Çevik’i danışman yap!

Üstelik bir de şu ara AKP’yi için için kaynatan Abdullah Gül de olmuş olsun o toplantılarda! Behram Salih de olmuş olsun! Sorosçu Can Paker, CIA Ajanı Mark Parris ve PKK ile Ankara arasında ulaklık eden Hasan Cemal-Cengiz Çandar ikilisi de olmuş olsun!

O da yetmesin bu kadronun bir bölümü aynı Henri Barkey’le Atlantik Konseyi’nde “açılım”ı hep birlikte fırına vermiş olsun!

Ve şimdi tam da bu konjonktürde, neredeyse bir seferberlikken muhtaç olduğumuz; insan gerçekten hayret ediyor…

***

Tam da “devlet”e paralel oluşumlarla mücadele azminizle takdir toplamaya başlamışken, en muhalifleriniz bile bu manada tam destekken, o affedilemez kumpasların tam göbeğinde, yabancı istihbarat kuruluşlarının jurnal kriptolarında filan anılan Faruk Demir’in mesela -hani Levent Ersöz’ün CIA ajanı olduğunu söylediği-,

Hani 28 Şubat’çıların,

Hani a-aa yine bir Gül bağlantısı; kankası Fehmi Koru’nun müdavimi olduğu,

Bol “Eyyy Amerika”lı müşterisi olan mekanıyla anılan bir danışman?

Rahmetli Behiç Kılıç hayatta olsa bir çırpıda künyesini çıkarırdı, ben nesil itibarıyla ancak okuduklarımdan anlamaya çalışıyorum, “Açılım”ın öteki mimarı David Philips’in ekibinden, Ermeni asıllı Türk düşmanı Mike Amitay’ın, personeline Washington’da “kişiye özel” brifingler verdiği yıllardır anlatılıp duran danışman?..

Neye gerek?

Niye gerek?

 

Yeniçağ

Bu Haberler ilginizi Çekebilir...

Özcan Yeniçeri: Referandumu kim kazanacak?

İktidar ve iş birlikçileri referandum sonuçlarını şimdiden ilan etmiş durumdalar. Kimisi siyasi partilerin aldıkları oyları …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir