Ana Sayfa / Medya / Nâzım Hikmet’ten ırkçılık üzerine bir demeç

Nâzım Hikmet’ten ırkçılık üzerine bir demeç

Dr. Mehmet Perinçek/ Aydınlık
‘Bana göre ırkçılık meselesinin çözümü, bir taraftan barışın korunmasıyla, diğer taraftan ise milli bağımsızlık hareketiyle bağlantılı. Irkçı önyargıların kökünün kazınmasını, barış hareketinin ve hepsinden önce sömürge ve bağımlı ülkelerdeki milli kurtuluş hareketlerinin zaferi sağlayacak’

Son dönemde özellikle ekonomik krizlerin derinleşmesi ve mülteci meselesinin de gündeme oturmasıyla Avrupa’da ırkçılığın yaygınlaştığı, yabancı düşmanlığında artış yaşandığı görülüyor. Önümüzdeki süreçte Batı’da ırkçılığın dünyanın başını daha da ağrıtacağını tahmin etmek güç değil. Aydınlık Pazar, şimdiye kadar Türkiye’de yayımlanmamış satırlarına yer vererek Nâzım Hikmet’in ırk ve ırkçılık konusuna nasıl yaklaştığını, panzehir olarak ne önerdiğini aktarıyor.

İNSAN MI HAYVAN MI?
1952 yılında Fransız yazar Vercors’un (Jean Marcel Bruller, 1902-1991) daha sonra Türkçeye “Soysuzlaşmış Hayvanlar” adıyla çevrilen romanı (Les Animaux dénaturés) yayımlanır. Yazarın daha sonra tiyatroya da uyarladığı ve Türkiye’de “İnsanlar ve Hayvanlar (Hayvanat Bahçesi veya İnsan Sever Katil)” (Zoo ou l’assassin philanthrope) olarak sahnelenen bu fantastik roman, o dönemde ırkçılık konusunda bir tartışma yaratmıştır.
1970’te “Skullduggery” adıyla filmi de çekilen romanda antropologlar Yeni Gine’nin bir adasında insanla maymun arasında bir tür olarak yaşam sürdüren kayıp bir ırk bulur. Bir fabrikatör, bilim adamlarının bu keşfinden oldukça memnun kalacaktır. Fabrikatör, hiçbir hak ve para vermeden bu kabilenin işgücünden faydalanmayı düşünür. Eğer bu kabile hayvan türüne dâhilse böylesi bir sömürünün önünde engel yoktur. Ama eğer insansa, bu bir suç oluşturacaktır. Vercors, romanında bu örnek üzerinden ırkçılık meselesine eğilerek ilginç bir tartışma başlatmıştır.

HİTLER’İN YIKILMASIYLA IRKÇILIK BİTTİ Mİ?
Roman, SSCB’de yayımlanan “V Zaşitu Mira” (Barış İçin) dergisine de konu olur. Dergi, Ağustos 1952’de çıkan 15. sayısında romandan hareketle dünyanın önde gelen şahsiyetlerine ırkçılık konusunda bazı sorular yöneltir: Irkçılık güncel bir sorun mudur? Hitler’in yıkılmasıyla dünya ırkçılıktan kurtulmuş mudur? Avrupa’da ve dünyanın başka yerlerinde ırkçı önyargılar hâlâ güçlü müdür?
Nâzım Hikmet de dergiye bu sorular çerçevesinde görüşlerini açıklayanlar arasındadır. Nâzım, sözlerine Hitler’in yok olmasıyla ırkçılığın ortadan kalktığını düşünenlerle aynı fikirde olmadığını belirterek başlar. Ayrıca Nâzım’a göre ırkçılık, Hitler’in gelişiyle de ortaya çıkmamıştır. Ezen milletler, ırkçılığı en farklı şekillerde yaygınlaştırmışlar ve gerek kendi gerekse de mağlup ülkelerde yaygınlaştırmaya devam etmektedirler. Nâzım, ırkçılığın farklı bir şekilde de olsa Amerika’nın fethinde dahi olduğunu vurgular.
Ancak Nâzım Hikmet, Hitler’le birlikte ırkçılığın çok özel bir karakter kazandığına işaret eder. Ve bu halen bazı ülkelerde sürmekte, Avrupa’da ve başka ülkelerdeki birçokları, çoğu zaman bilinçaltında ırkçı önyargılar gütmektedir.

‘MİLLİ KURTULUŞ HAREKETİNİN ZAFERİ SAĞLAYACAK’
Nâzım, ardından meselenin çözümüne dikkat çeker:
“Bana göre ırkçılık meselesinin çözümü, bir taraftan barışın korunmasıyla, diğer taraftan ise milli bağımsızlık hareketiyle bağlantılı. Irkçı önyargıların kökünün kazınmasını, barış hareketinin ve hepsinden önce sömürge ve bağımlı ülkelerdeki milli kurtuluş hareketlerinin zaferi sağlayacak.”
Nâzım, İkinci Dünya Savaşı sonrası süreçte antiemperyalist mücadeleyi ırkçılığa karşı mücadelenin olmazsa olmazı görürken, bu temelde yükselen ABD emperyalizmine karşı dünya barışının korunmasına da dikkat çekmektedir.

‘SAF IRK YOK’
Nâzım, kişisel olarak Türk babadan geldiğini, anne tarafının ise Alman, Leh, Gürcü, Çerkez ve hatta Fransız karışımı olduğunu belirtir ve buna bağlı olarak “saf ırk”a inanmadığını sözlerine ekler. Nâzım’a göre tarihsel planda bakıldığında da aşağı ve üstün ırk yoktur.

‘TÜRKİYE’DE GEÇMİŞTE IRKÇILIK YOKTU’
Nâzım Hikmet, Türkiye’de Pantürkist eğilimlere rağmen geçmişte ırkçılığın olmadığını ifade eder. Irkçılık, ancak Nazizmin etkisiyle ortaya çıkmıştır ve etkisini de sürdürmektedir.
Nâzım’ın son sözleri ise şöyle olur:
“Açıktır ki, bir bahçenin gururu açan güllerinin oluşturduğu çiçek demetinin tümüdür: Kırmızı, beyaz ve sarı.”

ASYA-AFRİKA YAZARLARINA

Kardeşlerim
bakmayın sarı saçlı olduğuma
ben Asyalıyım
bakmayın mavi gözlü olduğuma
ben Afrikalıyım
ağaçlar kendi dibine gölge vermez benim orda
sizin ordakiler gibi tıpkı
benim orda arslanın ağzındadır ekmek
ejderler yatar başında çeşmelerin
ve ölünür benim orda ellisine basılmadan
sizin ordaki gibi tıpkı
bakmayın sarı saçlı olduğuma
ben Asyalıyım
bakmayın mavi gözlü olduğuma
ben Afrikalıyım
okuyup yazma bilmez yüzde sekseni benimkilerin
şiirler gezer ağızdan ağıza türküleşerek
şiirler bayraklaşabilir benim orda
sizin ordaki gibi
kardeşlerim
sıska öküzün yanına koşulup şiirlerimiz
toprağı sürebilmeli
pirinç tarlalarında bataklığa girebilmeli
dizlerine kadar
bütün soruları sorabilmeli
bütün ışıkları derebilmeli
yol başlarında durabilmeli
kilometre taşları gibi şiirlerimiz
yaklaşan düşmanı herkesten önce görebilmeli
cengelde tamtamlara vurabilmeli
ve yeryüzünde tek esir yurt tek esir insan
gökyüzünde atomlu tek bulut kalmayıncaya kadar
malı mülkü aklı fikri canı neyi varsa verebilmeli
büyük hürriyete şiirlerimiz

Nâzım Hikmet

Bu Haberler ilginizi Çekebilir...

Yavuz Selim Demirağ: Şefkat Çetin buna bir cevap vermeli

1980 öncesinde İzmir Buca’da öğrenim görmüş, 12 Eylül’den sonra uzun yıllar hapis yatmış, 12 yıl …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir