21 Ağustos 2017 , Pazartesi
Ana Sayfa / Medya / Mustafa Mutlu: Esnafın 3 bin liraya ihtiyacı var da memurun, işçinin, çiftçinin yok mu ?

Mustafa Mutlu: Esnafın 3 bin liraya ihtiyacı var da memurun, işçinin, çiftçinin yok mu ?

AKP Hükümeti’nin önümüzdeki bir yıl içinde yapacağı işler, önceki gün açıklandı. Buna göre hükümet, basit usulde vergilendirmeye tabi olan küçük esnafın 8 bin liraya kadar olan kazancından vergi almayacakmış…
Helal olsun!
Sonuna kadar destekliyorum.
Hatta; 8 bin liralık muafiyet az bile, keşke 18 bin lira vergiden muaf tutulsa!
Ama…
***
Aklımın almadığı küçük bir nokta var:
Neden esnafa var da işçiye, memura, çiftçiye yok?
Eğer Anayasa’ya göre tüm vatandaşlarımız yasalar karşısında gerçekten eşitse…
Esnafın 8 bin liraya kadar olan kazancından vergi almayan hükümetin, işçi ve memur maaşları ile çifçi gelirlerinin 8 bin liralık kısmından da vergi almaktan vazgeçmesi gerekmez mi?
Tamam Hacı Bakkal, Umut Kırtasiye, Güneş Berber rahat etsin de…
Asgari ücretli Ahmet’in, son ütücü Emine’nin, devlet memuru Rıza’nın, çeltikçi Naci’nin suçu ne?
***
Basit bir hesap yapalım:
Sekiz bin liradan gelir vergisi alınmaması demek, esnafın gelirini bir yılda yaklaşık 3 bin lira artırmak demek…
Neden esnafın geliri 3 bin lira artıyor da; aynı artış, işçilere ve memurlara çok görülüyor?
Bin 300 liraya çıkarılması planlanan asgari ücretin 8 bin liralık bölümünden de vergi alınmasa da… Gariban işçinin cebine ayda 200-250 lira daha fazla girse fena mı olur?
***
Devlet yönetmek ciddi iştir.
“Ben yaptım, oldu” anlayışla devlet yönetilmez.
Devleti yönetmeye soyunanlar attıkları her adımda, “Kime haksızlık ediyor olabiliriz?” sorusunu kendilerine sormalı…
Çünkü bazen iyi gibi görünen, hatta gerçekten iyi ve doğru olan icraatlar; toplumun başka kesimlerinde “Adaletsizliğe uğruyoruz” duygusu yaratabilir.
Ki; demokrasilerde en tehlikeli duygu budur!
***
Esnaf kardeşler; sakın bu yazı için kızıp da bana küfür ve hakaret mektupları döşenmeyin!
Cebinize girecek o üç kuruş para, ananızın ak sütü kadar helal olsun!
Ama siz de beni anlayın:
Eğer; hak varsa, adalet varsa…
Eşitsek…
Size tanınan bu hak, bu ülkede kazanılan her “sekiz bin lira” için tanınmalı!
Yoksa üç kuruşluk gelirinizde fakir-fukaranın gözü kalır…
Esnaf olarak en iyi siz bilirsiniz ki; o paradan hayır gelmez!

156+187!
Önceki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e sormaya devam ediyoruz… Söz sırası Şeyma Yalçın’da:
“Abdullah Bey…
Huber Köşkü’nü, görev süreniz bittikten sonra, 7 ay 3 hafta süreyle kullanmaya devam ettiniz…
Yaklaşık 100 güvenlik görevlisi ve hizmetli; sırf siz Köşk’ü terk etmediniz diye; boş yere çalıştırıldı.
Buna Köşk’ün diğer giderlerini ekleyin; sizin keyfiniz için yapılan ekstra harcama milyon liraya dayandı.
Bu 1 milyon liralık harcamadan, kendi payıma düşeni size, eşinize ve çocuklarınıza helal etmiyorum.”

GÜNÜN SORUSU
Türkiye ekonomisi bu yılın Temmuz-Eylül döneminde yüzde 4 büyümüş… Bu büyümenin yüzde 2,2’lik bölümü tüketim harcamalarından kaynaklanmış…
Bugün borçlanarak tüketen vatandaş, borcunu ödeyemez ve dolayısıyla tüketemez hale gelince, nasıl büyüyeceğiz? Bankaların haciz gelirlerinin artmasıyla mı?

KILIÇDAROĞLU BU KEZ
DOĞRU YAPTI; AMA…
ABD Büyükelçisi John Bass, yeni yasama döneminin başlaması nedeniyle CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etmiş…
İkilinin görüşmesinin bir bölümü basına açık gerçekleşmiş…
Fotoğraf çektirilmiş, görüşmeden sonra bir de açıklama yapılmış…
Doğrusu budur.
Yanlış olan, bir siyasetçinin, başka bir ülkenin büyükelçisiyle kapalı kapılar arkasında görüşmesidir.
Biliyorsunuz Kılıçdaroğlu, ABD’nin önceki Ankara Büyükelçisi Ricciardone ile 25 Ekim 2013’te Ankara’daki bir otelde, 19 Aralık 2013’te ise Ricciardone’nin rezidansında olmak üzere iki kez görüşmüş, ancak ikişer saat süren bu görüşmelerin içeriği hakkında hiçbir bilgi verilmemişti.
Sır dolu bu görüşmeler de ana muhalefet liderine yakışmamıştı.
Evet Kılıçdaroğlu bu kez doğru olanı yaptı…
Ama ben yine de merak ediyorum:
25 Ekim ve 19 Aralık 2013’te, Ricciardone ile yaptığı görüşmelerde neler konuşuldu.

PANKART!
Atatürkçü Düşünce Derneği’nin Perşembe Şubesi, Atatürk’ün “Yurtta barış dünyada barış” sözünü, “Her türlü teröre hayır” cümlesiyle birleştirip pankart haline getirmiş ve ilçenin meydanına asmış… Sen misin asan…
En çirkin pankartlara bile ses çıkarmayan Ordu Büyükşehir Belediyesi bu pankartı hemen kaldırtmış…
Neden biliyor musunuz?
Çünkü pankart, kentin silüetini bozuyormuş…
Ayrıca doğal ve tarihi çevrenin algılanmasını engelliyormuş!
***
Bilim insanlarından rica ediyorum:
Ne olur şu gericilerdeki Atatürk fobisini tedavi edecek bir ilaç geliştirin…
Yazıktır; adamlar resmen kafayı yiyecek!

GÜNÜN İSYANI
Atatürk’ün kurduğu Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bağlı Milli Saraylar Daire Başkanlığı, 2016 takvimine Atatürk’ün resmi yerine, Erdoğan’ın, “Dedem” dediği, 25 eşli Sultan Abdülmecid’in resmini koymuş… İsyanım bu haltı yiyenlere:
“Türkiye’de hiçbir iyilik cezasız kalmaz” sözünün doğruluğunu (!) kanıtlamak için Atatürk’e daha ne kadar saldıracaksınız?

Aydınlık

Bu Haberler ilginizi Çekebilir...

Nevşin Mengü’nün yeni adresi

Nevşin Mengü, Bavul dergisinde yazmaya başlıyor. Dergi, Mengü’nün temmuz ayı itibarıyla her ay yazacağını duyurdu. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir