Ana Sayfa / Gündem / Mehmet Akkaya: Sendikacılar Suriye sorununda neden sessiz?

Mehmet Akkaya: Sendikacılar Suriye sorununda neden sessiz?

Dün, TİSK’in Kasım 2015’te yayınlanan “Türk İş Dünyasının Türkiye’deki Suriyeliler Konusundaki Görüş, Beklenti Ve Önerileri” adlı raporundan geniş bir özet aktarmıştım.

 

Rapor, “Türkiye’deki Suriyelilerin Türk ekonomisini, hatta Türk sosyal yapısının dengelerini bozma ihtimalinin çok yüksek olduğunu” uyarıyordu.

 

Daha da ötesi, devletin ve toplumu yönlendiren merkezlerin aymazlığını eleştiriyor, “Türkiye’deki Suriyeliler bağlamında yaşanan ve önümüzdeki on yıllarda yaşanacak krizin boyutlarının halâ Türkiye siyaseti, toplumu, medyası ve akademisi bakımından kamuoyunda yeterince önemsenmediğini ve anlaşılmadığını” belirtiyordu.

 

Rapor sadece çalışma hayatında olacaklara dikkat çekmiyor, ciddi bir ulusal ve toplumsal güvenlik sorunu olacağını da uyarıyordu.

 

“Siyasi, dini veya yeraltı örgütleri tarafından kullanılabilirler.”

 

“Aralarında IŞİD gibi örgütler olabilir.”

 

“Travmatik bir kitle, suç işleme ve radikalleşme potansiyeline sahip yüksek orandaki gençler!”

 

“Dilencilik, fuhuş ve mafya tipi örgütler artabilir.

 

“Türklerde yabancı düşmanlığı ve ırkçılık yükselebilir.”

 

Uyarılar haklı. Ama raporun gözünü kapattıkları görülmez ise, söylenenler havada kalıyor.

 

Rapor, nasıl oldu da birdenbire Suriye’de olaylar patladı ve bütün bölgeyi saracak hale geldi konusuna kafa yormuyor?

 

Rapor, Amerika’nın Irak’tan sonra Suriye’yi de parçala niyetinden, bu amaçla Suriye’de katil sürüleri yarattığından, silah, para ve eğitim ile beslemesinden, Suriye rejimini ve sınırlarını değiştirmek için açıktan bir tecavüz yapıldığından söz etmiyor.

 

Rapor BOP planını görmüyor.

 

AKP hükümetinin ABD planlarına alet olduğunu, çeşitli ülkelerin rejimlerini ve sınırlarını değiştirilmek için kanlı müdahaleler yapıldığını tertipler kurulduğunu da görmüyor.

 

Hal böyle olunca TİSK raporu ve önerileri, Suriye düşmanlığı ve ABD’nin amaçlarına piyon olmanın devamına göre hazırlanmıştır.

 

Ve de hal böyle olunca da uyarılar anlamsız, çözüm diye sunulanlar boştur.

 

Oysa çözüm kolaydır, basittir.

 

Çözüm, ABD’nin planlarına alet olmaktan vazgeçmektir. Komşuya düşmanlıktan, komşunun kuyusunu kazmaktan vazgeçmektir.

 

Türkiye, Suriye, Irak ve İran el ele verdi mi, Ortadoğu’da terörün kökü kazınır. Olay bu kadar basittir. Bu basit gerçeği ifade etmekte bile cesur davranamaz isek, başımız beladan kurtulamaz. Habire rapor yazarız.

 

Korkak tavır TİSK’e yakışmıyor.

 

“Aman Amerika’ya laf etmeyeyim” diyecek kadar vatanseverlikten uzaklaştıklarını da varsaymıyorum

 

“Türk iş dünyasının % 90’ında, Suriyeliler hakkında güvenlik kaygısı mevcuttur” diyorsanız pısırık davranmayacak, üyelerinizin ve ülkenizin çıkarlarını cesurca söyleyeceksiniz.

 

Suriyelilere vatandaşlık, Türkiye’nin ve Türk milletinin içine dinamit koymaktır. Raporunuzdan da anlaşılan budur.

 

Birkaç cümle de sendikalara.

 

İşveren örgütü TİSK bile açık açık, çalışma hayatında kör rekabetin, ucuz işçiliğin ve esnek çalışmanın yayılacağını saptarken, işçilerin sendikalarından, Türk-İş, Hak-İş ve DİSK’ten adeta ses çıkmamış olması nasıl açıklanabilir?

 

TİSK diyor ki: “3 milyon Suriyeli, toplumun dokusunu değiştirebilecek, sosyal hayattan kültüre, çalışma hayatından iç güvenliğe kadar çok sayıda alanda deprem etkileri yaratacaktır.”

 

TİSK diyor ki: “ucuz işgücü hem çalışanları, hem çalışma hayatını tehdit ediyor.”

 

TİSK diyor ki: “sadece çalışanlarda değil, esnafta da Suriyeliler karşı düşmanlık hızla tırmanıyor.”

 

Görmezler mi ki, esneklik ve belirli süreli sözleşme ile çalışma artacak, özel istihdam büroları daha fazla hareket alanı bulacak. Dayanışma, direniş ve grev mümkün olamayacak. Sendikaya üyelik ve toplusözleşme imkansız olacak. Kıdem ve ihbar tazminatı alabilme koşulları ortadan kalkacak. Emekli olma imkansız olacak.

 

TİSK’in gördüğü bu gerçekleri, sendikacılarımız neden görmez?

 

Neden Suriyelilerin ülkelerine gönderilmesi için Suriye’ye düşmanlıktan vazgeçilip kardeşlik elinin uzatılması için baskı yapmazlar?

 

Mehmet Akkaya / 14 Temmuz 2016, Aydınlık

Bu Haberler ilginizi Çekebilir...

Özcan Yeniçeri: Referandumu kim kazanacak?

İktidar ve iş birlikçileri referandum sonuçlarını şimdiden ilan etmiş durumdalar. Kimisi siyasi partilerin aldıkları oyları …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir