Pzt09152014

Son Video Haber04:26:50 PM

Günün Köşe Yazıları

Rahmi Koç’la Tayyip Erdoğan ilişkisinde bilinmeyenler!

 

Ve Başbakan aradığı yiğidi yani yerli otoyu üretecek ismi ya da grubu buldu!

Kim midir?
Koç Grubu ya da Rahmi Koç!
Evet önceki gün itibarı ile yerli otonun kademe kademe Koç Grubu ile Fiat konsorsiyumunun üretebileceği gündeme oturdu!
Böyle bir şeyin aslında geçmişteki Hacı Murat ya da Anadol markalı otomobillerin üretimi misali bir kandırmaca olduğu aşikar lakin Koç Grubunun bu işe talip olması manidardır çünkü...
Hatırlanacaktır Rahmi Koç AKP’nin kuruluş günlerinde, “Tayyip bey’in bir milyar doları var, nereden buldu bu kadar parayı” şeklinde manşetlere oturan bir demeci olmuştu ki bu ifadeler Koç’un Erdoğan’a açık bir savaş ilanıydı!
İlginçtir Tayyip bey aleyhinde öten kuşlara bile dava açma hassasiyetindeyken Rahmi Koç’a suskun kaldı!
Ve hemen sonrası:
ABD planı ile AKP iktidar olunca Tayyip bey hemen harekete geçti ve geçmişten kızgınlık duyduğu Koç Gurubunu hedefe oturttu!
Tam bu süreçte dış dinamikler ile Abdullah Gül gibi isimler Erdoğan’ı Koç Grubuna zarar vermemesinin gereğine ikna ettiler ve orta yol bulundu!
Ne miydi o?
Koç Grubuna dokunulmayacak ama buna mukabil Rahmi Koç Türkiye’den sürgün edilecek!
İşte Rahmi Bey’in CEO’luğu bırakıp 70 küsur yaşında başladığı birkaç yıl süren tekne ile dünya turu hikayesinin perde arkası budur!
Sadece bu sürgün değil hatırlanacaktır bir ara Rahmi Koç’un Ergenekon’dan tutuklanacağı şayiaları da bile dilden dile dolaşmıştı!
Ve son süreçte yine dışarının baskıları ile araya giren hatırlı isimlerin çabası ve de Rahmi bey’in nedameti çağrıştıran görüntüleri var olan buzları eriterek bugünkü noktaya yani Koç’u Tayyip bey’in yiğidi olma pozisyonuna taşıdı!

Dini ve milli bütünlükte Prof. Dr. Haydar Baş tutkalı!

Bugünkü Türkiye tablosu şudur:
Bizzat Başbakan Erdoğan Türkiye’nin etnik unsurlar tarlası ya da arenası olduğunu iddia ediyor!
İki konuşmasından birinde bu ülkede 30 küsur ayrı etnik yapı var diyerek millet ve Türklük kavramını çöpe atmaya kalkıyor!
Diyarbakır gibi büyük illerimizin Belediye Başkanları ayrı bir bayrak talebinde bulunuyor.
Leyla Zana gibi milletvekilleri de, “Kürtlere özerklik yetmez” diyor!
Büyük Ermenistan, Büyük İsrail ve Pontus Yurdu hikayeleri yeniden revaç buluyor!
Buna paralel olarak mezhepçilik fesadı yaygınlaştırılmaya çalışılıyor!
Bir yandan dış dinamikler, bir yandan onların yerli işbirlikçileri habire virüs pompalıyor ve Şii olan mümin kardeşlerimizi küfür içinde ve de Hıristiyanlardan beter olduğunu anlatmaya çalışıyor!
Hülasa dini ve milli bütünlük bağlamında manzaramız tam bir faciadır!
Politikacısından, din adamına ve münevverine kadar herkes bir taraf ve ülkeyi bir yerlere çekiyor!
Kamplaşma ve cepheleşme her geçen gün derinleşerek Türkiye ayrışmaya yelken açıyor!
İşte tam bu noktada bir hakkı teslim edelim:
Prof. Dr. Haydar Baş Hoca bugünlerde ihtiyaç duyulan sorumlu toplum önderi duruşu ile öne çıkıyor!
Irkçılık yapmıyor ama ısrarla Millet ve Türklük diyor!
İslam içinde bölücülük yapmıyor ve Şanlı Muhammed Aleyhisselam ile Şanlı Ehli Beyti diyen herkesi kucaklıyor.
Kısa bir süre önce Bursa’da düzenlediği Uluslararası Ehli Beyt Konferansı ile İslam’ın tamamına kucak açarak inancımızı Emperyalizme karşı korumaya alıyor!
Kısacası Haydar Hoca milli ve dini bütünlüğümüz noktasında tam bir tutkal yani bütünleşme merkezi ki uzun yıllar önce, “Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler” ismiyle kitap da yazmış ve bugünlere dikkat çekmişti.
Yazdığı onlarca kitap, 6 ayrı televizyon kanalı ile gazetesinin bu çizgideki takdire şayan yayınları referans olarak ortada!
Hülasa Prof. Dr. Haydar Baş bey yaşadığımız karanlığın aşılmasında model bir şahsiyet olarak tescil görüyor!

PKK terörist de, bunlar değil mi?

PKK bölünmeyi ve ayrışmayı amaç edinen eli kanlı dehşet bir örgüt!
Şu gün için Türkiye’nin en büyük belası!
Ama bir şeyin altını çizelim: PKK’nin gayesi ve metodu biliniyor ve de mücadelede ediliyor! Dolayısı ile Hem devletin hem de toplumun ona karşı doğal bir refleksi var!
Ancak…
Türkiye’de bir örgüt var ki ondan pek çok kimse haberdar bile değil!
Ne devlet ne de halk onunla zerre mücadele etmiyor ve o yapı hapis bir tümör misali Türkiye’yi kemiriyor.
Kimler midir onlar?
Devlete sızıp onun imkanlarını kendi meçhul gayeleri için kullananlar!
Onlar herkesi izleyip dinlerler!
Dahası, dinleme kayıtlarını kendi amaçları doğrultusunda sızdırırlar lakin bu tür yüzlerce rezillik olmasına karşın yargı dahil devletin hiçbir kurumu onların üstüne gitmez ve kimliklerini deşifre etmez!
Bu hal kimilerine göre devletin terörize olması, kimilerine göre de kamuflajlı terörist unsurların devleti ele geçirmesidir!
Değilse insaf ile söyleyin sızdırılan yüzlerce dinleme kayıtlarına neden dokunulmuyor ki, istense emin olun bir günde onu yapanların tamamına ulaşılır!

 

Sabahattin Önkibar yeni mesaj gazetesi köşe yazıları, Sabahattin Önkibar nerede yazıyor sorusuna cevap: Hangi gazetede yazdığına cevap: işte günlük yazıları burada!