Çrş09032014

Son Video Haber09:06:29 PM

Günün Köşe Yazıları

Tayyip Erdoğan, bu bombayı kucağına niye aldı?

 

Hiç bir rasyonalite Türkiye’nin Suriye’ye takındığı son tavrı izah edemiyor!

 


Tersine Suriye’ye hasımlıkta değil ön almak, kıyıdan-köşeden müdahil olmak bile ülke çıkarlarına suikastla eş anlamlı!
Suriye’nin ABD ile AB’ın İran’la vuruştuğu alan olduğu artık ahmakların bile malumu!
Daha da ötesi Suriye, Türkiye ile İran arasında da muharebe alanı haline getirilmeye çalışıldığı tartışmasız olarak ortada!
Hal bu iken Tayyip Erdoğan böyle bir bombayı kucağına niçin alır ?
Kuşkusuz hadise, uluslararası hakim irade ya da küresel devletin Tayyip Erdoğan’a verdiği bir  ihaledir. Lakin Erdoğan hem kendi ülkesi hem de dindaşları bağlamında nasıl böyle bir riskin altına girer, anlamak mümkün değil!
Diyeceksiniz ki bu BOP’daki görevinin icrası!
Olabilir ama bana sorarsanız öyle bir görev bile böyle bir  tutumu tek başına izah etmeye yetmiyor zira abartısız söylüyorum Erdoğan, ülke bağlamında getirisi sıfır, götürüsü çok çok büyük olan bir felakete yol alıyor!
Sahi Tayyip Erdoğan’daki kendini ve çizgisini  inkar eden bu anlık değişimin CIA Başkanı Leon Panetta’nın Mart ayındaki 5 günlük o esrarengiz Ankara ziyaretinin katkısı olmuş mudur?
Hatırlayın Tayyip Erdoğan Ailesi ile Esat Ailesi Şubat’da karşılıklı ev ziyaretleri yapar düzeyde yani yağ-bal-kaymak kıvamında iken Mart sonunda yani Panetta’nın ziyareti sonrasında birden Türkiye ile Suriye arasındaki dostluk köprüler atılmıştı... Bu fotoğraf aslında bazı şeyleri anlatmıyor mu?
Benimkisi merak ya, Leon Panetta Erdoğan’ı ikna ederken acaba hangi metotları kullandı? Eğer böyle bir şey olmadıysa Tayyip Erdoğan Türkiye’nin Suriye olayına ABD’nin çıkarları doğrultusunda neden bodoslama daldığını açıklamak ve toplumu  ikna etmek zorundadır!
Uluslararası Atom Enerji Kurumunun tezgah kurup İran’ı hedefe oturttuğu süreçte Türkiye’yi risklerin ortasında bırakmak ve dindaşlarına karşı cephe açar gibi  bir görüntüye sokmak Enver Paşa’nın malum delaletini çağrıştıran  bir tutumdur. Hatırlayın Enver Paşa o delaleti ile Osmanlı’nın sonunu getirmişti. Dileriz Erdoğan bu günkü tutumu ile Türkiye’nin sonunu getirmez!

 

ABD’den ödü kopan kişi ve kurumlarımız!

1) Tayyip Erdoğan
2) Abdullah Gül
3) Türk Silahlı Kuvvetleri
4) Amerikan İslamcıları
5) TÜSİAD
6) MÜSİAD
7) Aydın Doğan
8) Liberal ve sözde mukaddesatçı-muhafazakar yazarlar.
9) Kemal Kılıçdaroğlu
10) Devlet Bahçeli

100 milyar Doları niye peşkes çekiyorsunuz?

PKK terörü, deprem derken dikkatlerden kaçırıldı, atı alan Üsküdar’ı pardon Doğu Akdeniz’i geçiyor!
Önceki gün açıklanan verilere göre, Kıbrıslı Rumlar Ada cıvarında 100 milyarlık doğal gaz rezervi bulmuş!
Peki biz ne yapıyoruz?
Piri Reis’le istavrit avlıyoruz!
Yok hadiseyi dramatize ediyor değilim olay aynen böyle!
Göz göre göre Türkiye’nin hakları yeniyor ama Türkiye’yi yönetenler seyrediyor yani 100 milyar dolarlık rezerv Rumlara ve İsraillilere adeta peşkeş çekiliyor!
Türkiye’nin haklarının yendiğini ilk söyleyen hatırlayın Başbakan Erdoğan’dı ve “İzin vermeyiz, müdahale ederiz” diye tehditler savurmuştu.
Sonuç?
Ahaliyi avutmak için sadece balık tutmaya yarayan  30 küsür yıllık uyduruk bir sismik gemi yani Piri Reis bölgeye gönderildi ve konu kapandı!
İstersen kapatma!
Hılary Clinton Erdoğan’a , “O proje bizim, susacaksın ve sindireceksin” demedi mi!
Böyle  bir tabloda ABD istedi diye Suriye’deki dindaşlarımıza  adeta savaş ilan etmeyi nasıl anlayabiliriz?

Toplama kampı ve sahte belge

Kemal Kılıçdaroğlu’nun o tespiti doğrudur, Silivri Cezaevi gerçekten de AKP karşıtlarının esir alındığı toplama kampıdır.
Öyle çünkü orada esir tutulanların pek çoğu hala suçlarını bile bilmiyor!
Aslında bilmemeleri normal zira ortada kanıtlanmış bir suç da yok, tersine polisteki malum unsurlar tarafından kurgulanmış soyut iddialar var.
Nitekim bu tabloya Abdullah Gül ve Bülent Arınç gibiler bile itiraz eder haldedir.
Şuraya not düşüyorum Tayyip Erdoğan o esir pardon tutuklular için minnacık bir işaret verse emin olun bir tanesi içerde kalmaz.
Üstünde durulması gereken bir başka şey Prof. Haberal tarafından dillendirilen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine devlet tarafından gönderildiği ileri sürülen sahte belgeler olayıdır.
Açık söyliyeyim bugüne kadar yaşadıklarımız bize peşinen böyle bir şey olamaz dedirtemiyor.
Belge sahtekarlığının ne olduğunu Haberal’a ait Televizyon kanalından öğrenmek isteriz ama o kanal AKP üzülmesin diye bu tür haberleri yayınlamıyor ki?

 

 

Sabahattin Önkibar yeni gazetesi köşe yazıları, Sabahattin Önkibar nerede yazıyor sorusuna cevap: Hangi gazetede yazdığına cevap: işte günlük yazıları burada!