Ana Sayfa / Gündem / Doğu Perinçek: Marx ve Engels, yeniçeriler ve asma dalına asılan altınlar

Doğu Perinçek: Marx ve Engels, yeniçeriler ve asma dalına asılan altınlar

İlkokullardan beri bize efsane gibi gelmiştir. Osmanlı ordusunun seferdeyken kopardıkları üzümlerin bedelini altın olarak asma dalına astıkları söylenirdi, hatta yazılırdı.

 

ASMA DALINA ALTIN NASIL ASILIR

 

Asma dalına altın nasıl asılır ayrı problem, oraya girecek değiliz. Ancak Asya ordularının binlerce kilometre uzaklara sefere çıkma yetenekleri bütün tarihçileri ilgilendirmiş. Marx ve Engels de bu soruyu önlerine koymuşlar ve mektuplaşmışlar. Geçende bu konuyu Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk hocamızla da konuşmuştuk. “Kaynakları bir an önce ulaştırmamı” istemişti. Hocamız da bu konular üzerinde çalışıyor.

 

Merâklılara Teori dergisinin Ocak sayısını incelemelerini öneriyoruz. Teori, bu kez çok önemli bir konuyu bütün yönleriyle inceliyor. “Marx ve Engels’de Asya Devrimleri” dosyasını açıyor. Çok esaslı çalışmalar var. Önümüzdeki günlerde bu konuya gireriz. Bu gün şu asma dalına asılan altın konusuyla ilgileneceğiz.

 

ALTINA BİNEN ASYA’NIN BÜYÜK ORDULARI

 

Daha önce bazı çalışmalarımızda da değinmiştik, Marx ve Engels, Asya’nın bozkır imparatorluklarının büyük ordular örgütleme yeteneklerindeki esrarı araştırmışlar ve tartışmışlar. Sonunda bu orduların meta ekonomisi, başka deyişle para ekonomisi sayesinde çok güçlü bir örgütlenme, seferberlik ve savaş gücüne sahip olduklarını saptıyorlar. Kısacası Asya’nın büyük orduları, yalnız atların üzerinde sefer yapmıyor, altına binerek binlerce kilometre uzaklara ulaşıyor. Bu konuda özellikle Marx ve Engels’in Hindistan’daki Babür imparatorluğunun 400 bin kişilik orduları sefere çıkarma yeteneği üzerine 2 Haziran 1853 ve 6 Haziran 1853 tarihli mektuplaşmaları dikkat çekici (Bkz. Karl Marx&Friedrich Engels, Werke, Band 28, Dietz Verlag, Berlin 1963. “Karl Marx an Engels in Manchester”, s.250- 254 ve “Friedrich Engels an Marx in London”, s.255-261).

 

Marx ve Engels’in Asya’daki büyük imparatorlukların büyük ordular örgütleme yeteneğini para ekonomisine bağlamaları, bir yönüyle “Asya’nın geriliği” konusunda üretilen tarih teorilerini çürüten önemdedir. Asya’nın geriliği, birçokları tarafından Asya’da para ekonomisinin geriliğine dayandırılıyordu. Oysa Marx ve Engels, Asya’nın büyük ordularının binlerce kilometre boyutlarındaki seferlerini, ticaretle açıklıyorlar.

 

DOĞU CENNETİNİN ANAHTARI

 

Marx, 2 Haziran 1853 günü Engels’e yazdığı mektupta, Fransız Dr. Bernier’nin 1830’da yayımlanan Hindistan’daki TürkMoğol Devleti üzerine yazdıklarını uzun uzun aktarıyor. Bernier’ye göre, özel toprak mülkiyetinin yokluğu, Türkiye, İran ve Hindistan devletlerinin ve toplumlarının altyapısını açıklıyordu. Marx, “İşte gerçek anahtar, Doğu cennetinin dahi gerçek anahtarı budur” diyor.

 

ORDULARA EŞLİK EDEN “HER TÜRLÜ TÜCCAR VE ESNAF”

 

Doğuda toprak mülkiyeti yoktu, ancak, imparatorluk ordularının “arkalarından sürükledikleri beklenmedik miktarda çadır, mutfak, giysi, mobilya, hatta kadın, bunun doğal sonucu olarak fil, deve, keçi, at, hamal, seyis, bakkal, her türlü tüccar ve uşak” vardı. Bütün bunlar kuşkusuz Ortaçağ için gelişmiş meta ekonomisini ifade ediyordu ve en önemlisi yüzbinlerce süvari ve yayadan oluşan orduların tedariki bu tüccar ve esnaf kitlesi tarafından sağlanıyordu.

 

Okul kitaplarında, Osmanlı askerinin seferde üzüm kopardıkları asmalara altın bağladığı rivayetlerini hepimiz okumuşuzdur. Bu abartılı ifadeler, aslında Marx ve Engels’in de saptadıkları tarihsel gerçeğe dayanmaktadır. Ortaçağ’da büyük ordular, yağmaya dayanarak değil, ancak geniş tüccar ve esnaf kitlesiyle desteklenen bir tedarikçi kitlesiyle uzun seferlere çıkabilirlerdi. Yüzbinleri aşan askerden oluşan orduların yağma yoluyla sefer yapma şansları yoktu. Ordunun ihtiyacı tüccar kitlesinin sefer yolu çevresinden para karşılığı aldığı mallarla karşılanıyordu. Büyük ordu ile meta ekonomisi arasındaki ilişkiyi, Marx ve Engels öncelikle bir Asya gerçeği olarak saptadılar.

 

GÜÇLÜ MERKEZİ DEVLET VE META EKONOMİSİ

 

“Doğuda toprak mülkiyetinin yokluğu”, belki kapitalizme geçişteki gecikmeyi açıklayan bir neden olarak tartışılabilir. Ancak arazi mülkiyetinin bütünüyle devlete, gerçekte hükümdara ve çevresine ait olması, Ortaçağ’da büyük devlet ve ordu örgütleme yeteneğinin temelini de açıklamaktadır. Hükümdarlar, güçlü bir merkezi devlet aracılığıyla merkezkaç eğilimlerini denetim altına almaktaydılar. Hükümdarın dağıttığı topraklar üzerinde yalnız tasarruf hakkı olan tımar sahipleri, Avrupa’daki senyörler gibi hükümdarla neredeyse eşit konumda değillerdi. Güçlü merkezî otorite, güçlü devletin ve güçlü ordunun önde gelen koşuluydu. Nitekim ünlü Machivelli de, Hükümdar adlı eserinde Floransa Prensine, Osmanlı Devletinin merkeziyetçiliğini örnek almasını salık vermişti. Kapitalizm, merkezi devlet sayesinde feodal pazarların yerine ülke çapında millî pazarın oluşmasıyla gelişti. Ünlü Fransız Devlet teorisyeni Bodin’in merkezî devlet teorisi bu açıdan çağ açan bir değer taşır.

 

Doğuda merkezî devlet, Marx ve Engels’in de vurguladıkları gibi, aynı zamanda tarımda büyük sulama kanallarını inşa ederek, zenginliğin önemli bir etkeniydi.

 

HZ MUHAMMED’İN SIRRI

 

Marx ve Engels, Ortaçağ’daki Türk, Çin, İran ve Arap gerçeğini açıklarken, Doğu imparatorluğunun ticaret yolları ve dolayısıyla para ekonomisiyle ilişkilerinin altını çiziyorlar. Hz. Muhammed’le başlayan büyük Arap imparatorluğunun sırrı da buradadır. “Muhammed Devrimi”, ticaret yolları üzerinde egemenliğe yönelerek büyük bir imparatorluk ve uygarlık yarattı. Atlas Okyanusu kıyılarındaki Endülüs’ten Asya içlerine kadar uzanan bu uygarlığın kurulmasının temelinde ticaret ve zenaat vardı. İslamiyet ise, bu ticaret uygarlığının ideolojisi olarak tarihsel bir işlev gördü. Marx ve Engels, tek tanrılı dinler ile büyük ticaret uygarlıklarının kuruluşu arasındaki ilişkiyi de vurguladılar.

 

ASYA DEVRİMLERİNİN İMPARATORLUK COĞRAFYASI

 

Peki Yeniçerilerin asma dallarına astıkları altınlardan bugüne kalan miras nedir? Asya, Afrika ve Latin Amerika devrimleri, niçin Rusya, Türkiye, İran, Çin gibi büyük imparatorluk geleneği olan coğrafyalarda başladı ve niçin aynı ülkeler bugün emperyalizme karşı insanlığın öncüleri konumundalar?

 

Bu soruların yanıtları, Rota köşesine sığmaz. Yıldırım Koç, Efe Can Gürcan, Doğu Perinçek ve Arslan Kılıç, Teori dergisinde bu konuyu önümüze getiriyor ve tartışıyorlar.

 

Teori dergisi, Türkiye’nin teori hayatına yine bir pencere açıyor.

 

Yine pencere ve yeni pencere.

Doğu Perinçek / 8 Ocak 2015, Aydınlık

Bu Haberler ilginizi Çekebilir...

Son Dakika: Öncüpınar sınır kapısında hareketlilik! (Sınırda neler oluyor)

Kilis’te Öncüpınar Sınır Kapısından, Fırat Kalkanı Bölgesine askeri sevkiyat yapılıyor.   Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait tanklar …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir