21 Ağustos 2017 , Pazartesi
Ana Sayfa / Gündem / Doğu Perinçek: İkinci İsrail koridorunda Millî Hükümet stratejisi

Doğu Perinçek: İkinci İsrail koridorunda Millî Hükümet stratejisi

Suriye’de yaşanan süreci anlamak için, en temel gerçek şudur: Suriye, Irak, Türkiye ve hatta İran toprakları üzerinde “Kürdistan” kurmak amacıyla 25 yıldır savaş var. 1991 Birinci Körfez Savaşı, arkasından 2003 Baharında İkinci Körfez Savaşı ve şimdi 2012 yılından bu yana Suriye’ye karşı yürütülen savaş da, Üçüncü Körfez Savaşı’dır aslında.

İKİNCİ İSRAİL SAVAŞI

Adına 1990 yılından bu yana Körfez Savaşı dendi, ancak “İkinci İsrail Savaşı” dense daha yerinde olurdu. 1990 yılında ABD’nin Irak’a saldırı için hazırlandığı sırada, amaçlarını doğru saptadık. Bu savaş, öncelikle petrol savaşı değildi. ABD’nin stratejik amacı, “Kürdistan” adı altında İkinci İsrail’i kurmaktı.

İkinci İsrail projesi, adı üstünde ABD’den önce İsrail’in projesidir. Nitekim savaşın sonuçlarına ve bugünkü manzaraya bakıyoruz, çeyrek yüzyıllık savaş takvimi, bir tek İkinci İsrail hedefiyle açıklanabiliyor. Irak’ın bölünmesi, Suriye’nin bölünmesi, Türkiye’nin fiilen bölünme süreci ve İran’a yönelen tehditler, bütün yollar İkinci İsrail’e çıkıyor.

SAVAŞIN DÖRDÜNCÜ AŞAMASI

Şimdi Üçüncü Savaşın bir parçası gibi de görünse, Dördüncü Savaşın başladığını saptamak yerinde olur. Suriye’yi hedef alan savaş, Rusya ve Türkiye’yi de içine çektikten sonra, yeni bir aşamaya girdik. Bu savaşa “Kürt Koridoru Savaşı” adını verebiliriz. Daha doğrusu: İkinci İsrail Koridoru Savaşı.

İKİNCİ İSRAİL KORİDORUNDA CEPHELER

İkinci İsrail Koridoru, Irak topraklarında başlayıp Suriye toprakları üzerinden Doğu Akdeniz’e ulaşıyor. Başka bir tanımla Türkiye’nin güney sınırını izlemektedir. Koridor, Irak ve Suriye toprakları üzerindedir, ama besbelli Türkiye topraklarını da içine alma eğilimindedir. Herkes bunu biliyor.

Bu olgular karşısında cepheler de bellidir: bölenler var, bölünenler var.

Bölenler ya da Kürt Koridoru’nu açanlar, ABD, İsrail, Barzani, PKK/PYD ve Suriye devletine karşı savaşan yobaz terör örgütleridir.

İkinci İsrail Koridorunda bölünenler de apaçık ortada: Suriye, Irak, Türkiye ve İran.

Rusya, savaşa bölünenlerin yanında girdi. Çünkü Rusya da, ABD’nin bölme stratejisinin hedefleri içinde.

Bu stratejik saflaşmaya göre mevzilenenler vatanını savunur. Bu stratejik saflaşmada tutarlı tavır alamayanlar ise, vatanını böler.

TAYYİP ERDOĞAN YÖNETİMİNİN ZİKZAKLARI

Suriye’ye karşı savaşın başladığı 2012 yılından bu yana Tayyip Erdoğan yönetimi, Türkiye’yi bölmek isteyenlerle birliktedir. 24 Temmuz 2015’ten sonra Türkiye’nin mecburiyetleri ağır bastı. Türk Ordusu, Bölücü Terör Örgütüne karşı kararlı bir mücadele başlattı. PKK’nın belini kırıyor.

Türkiye’nin Bölücü Teröre karşı vatan savaşı, bölge çapındaki mevzilenmede, İsrail Koridoru’na karşı savaştır. Nitekim Türkiye, PYD’nin “Terör örgütü” olduğunu ısrarla vurguluyor ve PYD silahlı güçlerinin Fırat’ın batısına geçme girişimini silahla önledi. Ne var ki, Tayyip Erdoğan yönetimi, hem İkinci İsrail Koridoru’na karşı bir mevzilenme içine girerken, bir yandan da Suriye düşmanlığını sürdürüyor, dahası Rusya ile cephe cepheye geldi. İsrail ve ABD emperyalistleri pek memnun.

SURİYE’NİN ÖNCELİĞİ VE TÜRKİYE’NİN ÖNCELİĞİ

Suriye ise, Şam’a yönelen öncelikli tehditlerle savaşıyor. Şam hükümetini korumak ve Şam bölgesine dayanarak adım adım ülkeyi kurtarmak, Suriye’nin bugün uyguladığı siyasal ve askerî çizgidir. PKK/PYD, bu aşamada Suriye için öncelikli tehdit değildir. Ancak hemen belirtelim, Bizim Vatan Partisi olarak yaptığımız her görüşmede, Suriye yöneticileri, PKK/PYD için “vatan haini olarak görüyoruz” saptamasını yapmışlardır. Zaten başka türlü göremezler, Çünkü PYD, Suriye toprağının bir bölümü üzerinde silahlı otorite kuruyor.

Türkiye’nin önceliği ise, 24 Temmuz’dan bu yana PKK/PYD terör örgütünün temizlenmesidir.

Özetle stratejik cephede birlikte olmaları gereken Türkiye ile Suriye, yakın tehdit olarak, başka deyişle taktik düzlemde farklı önceliklerle mücadele ediyorlar. Ama daha önemlisi, Suriye bölge düzleminde doğru mevzidedir, İran, Irak, Lübnan ve Rusya ile birliktedir. Tayyip Erdoğan yönetimi ise, bölge düzleminde düşman mevzidedir, Suriye ve Rusya’ya karşı konumlanmıştır.

Stratejide yanlış yığınak yapanların taktik düzlemde durumu kurtarma şansları yoktur. Ancak doğru taktikler, yanlış stratejiyi düzeltmeye zorlayan bir işleve de sahiptir. Türkiye, 24 Temmuz’dan beri bu zikzakları yaşıyor ve şimdi çok nazik bir aşamaya gelmiş bulunuyoruz.

VATAN PARTİSİ’NİN STRATEJİK MEVZİSİ

AKP iktidarının zikzakları, bizim öngördüğümüz bocalamalardır, tutarsızlıklardır. Vatan Partisi’nin görevi, Türkiye’nin önüne doğru strateji ve tutarlı siyasetleri koymaktır. Bunu yaparken, bozucu ve yıkıcı değil, yapıcı olmak zorundayız. İktidara böyle ilerlenir.

AKP iktidarının stratejik olarak düşman cephede konumlandığını yıllardır tek başına Vatan Partisi vurguluyor ve bu stratejik yanlışı düzeltmek için ülke içinde ve bölge çapında çalışma yürütüyoruz.

Hükümetin yanlış stratejisinin yol açtığı olaylar, kaçınılmaz olarak önümüze yığılıyor. Biz bunu başından beri görüyoruz ve Türkiye’nin geleceğini kurtarmak için, Suriye ve Rusya dostluğu mevzisinde sağlam duruyoruz. Çünkü Türkiye’nin çıkış yolu o mevzidedir.

Vatan Partisi’nin stratejik mevzisi, vatan bütünlüğü mevzisidir. Bu mevzi, aynı zamanda İkinci İsrail Koridoru’na karşıdır. Müttefiklerimizi ve düşmanlarımızı Türkiye’nin vatan savaşı mevzisinde belirliyoruz. Bizim Suriye, Irak, İran, Azerbaycan, Lübnan ve Rusya dostluğumuz, Türkiye’nin vatan bütünlüğü içindir ve küresel düzlemde emperyalizme karşıdır. Bu konum, günlük dalgalanmalardan beslenen dolduruşlarla değişmez. Çünkü Türkiye için vatan bütünlüğünü sağlamanın bir başka çaresi yoktur.

İKTİDAR HEDEFİ İÇİN DOĞRU STRATEJİ VE DOĞRU TAKTİK

Bizim stratejik hedefimiz, Kemalist Devrimi tamamlamaktır, somut olarak bağımsız, başı dik, üreten Türkiye’yi kurmaktır. Bunun için Batı Asya ittifakı şarttır, Avrasya Birliği de cephe gerimizi sağlamlaştıran etkendir.

Rusya gemisi geçerken füze gösterdi, Beşer Esat Suriye’nin kuzeyindeki Kürtlere silah verdi gibi olgulara, bu cepheden bakarız. Bu olgular, elbette bize yeni görevler de yüklüyor, yaparız ve yapıyoruz.

AKP yönetiminin, Suriye ve Rusya düşmanlığına da aynı cepheden bakıyoruz.

Bizim Vatan Partisi’nin görevi, günlük iniş çıkışlarda alkış ve oy toplamak değil, Birleşen ve Üreten Türkiye hedefine ulaşmaktır. Bunun için yapıcı olmak zorundayız. Bizim görevimiz muhalefetçilik değildir, stratejik hedefte direnmek ve o hedefe ilerleyen taktikleri günün koşullarına göre üretmektir.

İktidar olmanın yolu, iktidar stratejisini uygulamaktır

Biz Türkiye’nin millî güçleri, AKP’nin açtığı belâlar yüzünden stratejik mevzimizde bocalarsak, AKP iktidarına hizmet ederiz ve Türkiye için çıkış yolunu havaya uçururuz.

Türkiye’yi ABD ve İsrail stratejisi içinde daha büyük belâlara sürükleyen planlara teslim olursak, yalnız ve yalnız Amerikancı ve İsrailperest iktidara hizmet ederiz ve Türkiye’nin parçalanması sürecinde rol üstleniriz.

Türkiye’de millî güçlerin Millî Hükümetini kurmak için, Batı Asya Birliğini ve Avrasya Birliğini inşa etmek zorunlu görevimizdir. Biz, Suriye ve Rusya ilişkilerine iktidar hedefimiz açısından bakıyoruz.

Doğu Perinçek / 11 Aralık 2015, Aydınlık

Bu Haberler ilginizi Çekebilir...

Özcan Yeniçeri: Referandumu kim kazanacak?

İktidar ve iş birlikçileri referandum sonuçlarını şimdiden ilan etmiş durumdalar. Kimisi siyasi partilerin aldıkları oyları …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir