24 Ağustos 2017 , Perşembe
Ana Sayfa / Gündem / Doğu Perinçek: Esas vuruş AKP’ye mi PKK’ya mı

Doğu Perinçek: Esas vuruş AKP’ye mi PKK’ya mı

Geçen yıl bir toplantıda Kıdemli Gazeteci Fatih Altaylı yaşadığımız dönemin stratejisi açısından can alıcı soruyu yöneltmişti: “Bugün esas hedef AKP’mi, yoksa PKK mı?”

Özetle şöyle yanıtlamıştım: Elbette esas hedef, PKK’dır. Çünkü arkasında ABD ve İsrail var. Türkiye’yi bölmek istiyorlar. Cepheleşme ortada: Türkiye bir yanda, ABD ve İsrail karşı yanda. PKK onların yanında. AKP ise, Türkiye’de yönetimdedir ve Türkiye’nin mecburiyetleri AKP’yi de yönlendirir. AKP’ye karşı mücadeleyi, Bölücü Teröre karşı kararsızlıkları ve tutarsızlıkları noktasında yürütmek gerekir. Bir de Borçlanma Ekonomisine karşı Üretim Ekonomisi cephesinden.

TÜRKİYE’NİN ÖNÜNDEKİ SORU

Altaylı’nın sorusu, şimdi en önemli soru oldu. Türkiye, artık hiç kimsenin inkâr edemeyeceği boyutlarda ABD ve İsrail ile karşı karşıya gelmiştir. Aydınlık, daha bu olayın en başında saflaşmayı saptamıştı. 24 Eylül 2014 günü yayımlanan “Kobani’de Türkiye ile ABD karşı karşıya“ başlığını hatırlayacaksınız:

Kobani’de Türkiye ile ABD karşı karşıya (Aydınlık 24 Eylül 2014)

 

icerik

 

 

OLGULAR OLGULAR OLGULAR

O cepheleşme, hâlâ o cepheleşmedir. Dahası çelişmeler kesinleşmiş bulunuyor. Suriye’nin kuzeyindeki cepheleşme, bizim açımızdan Türkiye sınırları içindeki cepheleşmenin devamıdır. Türkiye, PKK’yı temizleme kararında olduğu için Suriye’nin kuzeyindeki ABD-İsrail Koridoruna karşıdır.

Bu saflaşmada PKK Terör Örgütü, ABD ile İsrail’in stratejik piyonudur. Artık her şey apaçık. Tayyip Erdoğan, ABD yetkililerine soruyor: “Sizin müttefikiniz Türkiye mi yoksa PKK/PYD mi”. ABD yanıt vermekten usandı, PKK’yı yeğlediğini bastıra bastıra söylüyor. Üstelik “Kara gücüm” diyor, hem de Obama’nın ağzından.

Zaten olgular ortada. Suriye’nin kuzeyindeki PKK/PYD bölgesinde ABD silahlı kuvvetlerinin üç üssü var. O üslerde 2500 Özel Kuvvet subayı ve görevlisi bulunuyor. Artık oraya PYD bölgesi demek de doğru değil, ABD-İsrail bölgesi!

ABD ile PKK arasındaki ilişki, siyasal ve ekonomik boyutların ötesinde savaş cephesindeki birlikteliktir. ABD, PKK’ya mühimmat verdiğini resmen ilan ediyor ve Terör Örgütü elemanlarını eğitiyor. PKK, ABD Kontrgerillasının piyade kuvveti olarak savaşıyor. Hendeklerde ABD’nin Black Water türünden özel savaş şirketlerinin keskin nişancıları, PKK’nın umutsuzluğunu paylaşıyor.

PKK ve HDP liderleri, beli kırılan terör örgütüne moral vermek için, “Dünyanın en büyük askeri gücü olan ABD ile müttefikiz” açıklamalarını sıklaştırdılar.

SAFLAŞMA

Tayyip Erdoğan da iki gün önce ABD ile PKK arasındaki askerî ittifaka dikkat çekti ve Türk Ordusunun PYD’ye karşı müdahalede bulunabileceğini açıkladı.

CHP ise, Ayn El Arap/Kobani olaylarından beri açıkça PYD’nin yanında cephe tutuyor. Kılıçdaroğlu ve ekibi, PKK/PYD’nin IŞİD’e karşı savaştığını bu nedenle olumlu bir iş yaptığını defalarca belirtti. HDP’nin Meclise girmesi için pek gayretli idiler. Seçimde ve hendeklerde, Türkiye’ye karşı HDP/PKK/PYD ile birlikteler.

Demek ki, artık herkes ABD+İsrail+PKK ittifakına karşı konumunu belirlemektedir. Aslında iktidar stratejileri de bu saflaşma zemininde kuruluyor.

ABD’NİN VE İSRAİL’İN İKTİDAR PLANI

AKP’ye karşı bir iktidar stratejisi, AKP’nin Abdullah Gül takımı (Bülent Arınçlar, Babacanlar, hattâ Davutoğlular vb) + Fethullahçılar + CHP + PKK / HDP’dir. Bu ittifak, herkesin gözleri önünde oluşmuş bulunuyor. Aslında 7 Haziran öncesinde bu ittifakın iktidar olması planlanmıştı. Ancak tutmadı. Şimdi yeniden sahnelenmektedir.

HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ve Millî Güçlere karşı Başbakan Davutoğlu’nu yanlarına çağırıyor. AKP içindeki Abdullah Gül grubunun toplantıları nerdeyse kamuoyu önünde yapılıyor. Ancak en önemlisi, Aydınlık’ın bugünkü başlığıdır. Babacan, yirmi gün önce, 19 Ocak gezisinde Davos’ta büyük finans kuruluşlarına “Eylül sözü” veriyor. Küresel sermaye, yeni iktidar planı için takvim belirlemektedir. Önümüzdeki dönemin civcivli geçeceği görülüyor.

CHP ve Fethullah Gülen Örgütü de umutlarını ABD ve İsrail’e bağlamışlardır. Hendeklere gömülen PKK ise, artık açıkça ABD’yi imdada çağırıyor. Şimdi bütün planlar ABD müdahalesi üzerine kurulmaktadır.

MİLLİ GÜÇLERİN İKTİDAR PLANI

Millî Güçlerin iktidar planı ise, millete dayanıyor. Vatan Partisi’nin 28- 30 Mayıs 2016 günlerinde yapılacak 10. Genel Kurultayı’nın temel sloganı, bu iktidar planını dile getiriyor: Vatan Savaşından Millî Hükümete.

Tayyip Erdoğan yönetimine karşı mücadelede ABD ve İsrail’e dayananlar, ancak ABD Ordusu gelir Türkiye’yi işgal ederse iktidar olabilirler. Bu da mümkün değil.

Önümüzdeki iktidar, Vatan Savaşı mevzisinden çıkacaktır. Vatan Savaşında ve Türkiye’nin Üretim Ekonomisine geçmesinde kararlı ve tutarlı olmak, iktidara ilerlemenin biricik anahtarıdır.

Esas vuruşu Tayyip Erdoğan’a yöneltenler, PKK ve Fethullah Hoca ile ittifak kuruyor ve arkalarına ABD ile İsrail’i alıyorlar.

Esas vuruşu ABD+İsrail+PKK ittifakına yönelten Millî Güçler ise, Türkiye’nin bütünlüğü için en geniş cepheyi kurma çizgisi izliyorlar. Bugün safları belirleyen esas görev, ABD-İsrail’in üzerimize sürdüğü Bölücü Teröre karşı vatan bütünlüğü için mücadeledir.

ÇATAL KAZIK

Peki Tayyip Erdoğan ile ABD+PKK ittifakının hepsini birden düşman alan bir strateji izlenebilir mi?

AKP ile PKK’nın ittifak ettiği Açılım döneminde olabilirdi. Ancak bugün çok farklı bir tablo var. Tayyip Erdoğan yönetimi, kim ne derse desin, Bölücü Teröre karşı mücadele ediyor, hem de arkasındaki ABD’yi de görerek mücadele ediyor. Tayyip Erdoğan yönetimi, Bölücü Teröre karşı mücadelede, Vatan Partisi’nin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin savunduğu mevziye gelmiştir. Tutarsızlıklarına karşı mücadele edeceğiz. Ancak geçmişte PKK ile uzlaştı diye bugün mücadele ettiğini görmek istemeyenler, PKK’ya yardımcı oluyorlar.

ABD ile Tayyip Erdoğanlar arasındaki çelişmeler keskinleşirken, her ikisini esas hedef kabul etmek, her ikisini aynı kefeye koymak, savaş dışı bir tutumdur.

Çatal kazık batmaz.

ESAS VE İKİNCİL VURUŞ

Bizi milletle birleştiren ve iktidara götüren stratejinin hedeflerini, esas ve ikincil vuruşu doğru saptamalıyız:

Esas vuruş, ABD emperyalizmine ve piyonlarına.

İkincil vuruş ise, vatan mücadelesindeki tutarsızlıkları noktasından Tayyip Erdoğan yönetimine.

Hiç kimseye vatan bütünlüğü için mücadeleyi yasaklayamazsınız. Yasaklamaya kalksanız da bir değeri yoktur zaten. Kimse sizi dinlemez. Siz, cephe dışına düşersiniz.

Vatanın bütünlüğü için Türkiye cephesinde saf tutmak, herkesin görevidir.

Herkesin katılımına uygun siyaset izlemek, iktidar mücadelesinde başarıya ulaşmanın birinci koşuludur.

Doğu Perinçek / Aydınlık

Bu Haberler ilginizi Çekebilir...

Özcan Yeniçeri: Referandumu kim kazanacak?

İktidar ve iş birlikçileri referandum sonuçlarını şimdiden ilan etmiş durumdalar. Kimisi siyasi partilerin aldıkları oyları …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir