Ana Sayfa / Medya / Cumhuriyet Balbay’ı yasaklamış

Cumhuriyet Balbay’ı yasaklamış

Cumhuriyet gazetesi İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay kim mi? Atalay, gazetede ‘yenilenme’ yanlılarının başını çekiyordu. İlhan Selçuk hasta, Mustafa Balbay Silivri’deydi.

Gazeteci Mustafa Balbay’ın 30 yıldan fazla çalıştığı Cumhuriyet gazetesinden kovulmasıyla gözler İcra Kurulu Başkanı Atın Atalay’a çevrildi. Kim bu Akın Atalay?
Cumhuriyet gazetesinin tarihinde, gazeteci kökenli olmayıp da İcra Kurulu Başkanlığına kadar yükselen tek isim Atalay. Cumhuriyet Vakfı’na genç bir hukukçu olarak dahil edilmesi 20 yıl öncesine dayanıyor. Vakıf içinde o zamandan beri “2. Cumhuriyetçi” olarak tanınıyor. Vakıf toplantılarında çoğu kez Mustafa Balbay ile karşı karşıya geliyor.
Atalay, gazetede “yenilenme” yanlılarının başını çekiyor. Yenilenmeden kasıt, Cumhuriyet’in geleneksel laik, Kemalist çizgisini terk etmesi ve liberal 2. Cumhuriyetçi bir çizgiye gelmesi… Cumhuriyet, bugünkü noktaya uzun bir süreç, gazete içi kavgalar sonunda geldi.

ERGENEKON TERTİBİ ATALAY’A YARADI!
Ergenekon tertibi, Atalay’ın temsil ettiği çizginin gazeteye hakim olmasını sağladı. Atalay, “önlenemez yükselişini” Ergenekon kumpasına borçlu. Özel yetkili savcılar, Ergenekon davasının birinci iddianamesinde, Cumhuriyet gazetesinin Osman Yıldırım ve diğer suç ortakları tarafından üç kez bombalanmasına uzun uzun yer verdi. Davada gazetenin İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk ve Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay sanık durumundaydı. Başını Akın Atalay’ın çektiği Cumhuriyet Vakfı ise davaya müdahil olarak katıldı.

SELÇUK, BALBAY SANIK; VAKIF MÜDAHİL!
Duruşmalarında Atalay ve arkadaşlarının yaptığı konuşmalar dikkat çekiyordu. Selçuk ve Balbay’ın sanık olduğu unutulmuş, Ergenekon savcılığına soyunmuşlardı. 13 Kasım 2008’deki duruşmada Avukat Bülent Utku şunları söylüyordu: “Şimdi ortada iddianame ile getirilen bir örgüt suçlaması var. Dolayısıyla biz katılan olarak sadece örneğin bombalarla soru sormakla yetinemeyiz, biz de kuşkulandığımız örgüt yapısı hakkında soru sorma hakkına sahibiz.”

MUZAFFER TEKİN’E YAPTIKLARI
Akın Atalay ve arkadaşlarının, Ergenekon davasının en başı dik sanığı ve davada en ağır cezaya çarptırılan (iki kez ağırlaştırılmış müebbet ve 117 yıl hapis) emekli Albay Muzaffer Tekin’e çapraz sorgusu sırasında sordukları ise dikkat çekiyordu. Tekin’i, Danıştay saldırısının faili olarak görmek istiyorlardı.
Vakıf avukatları, bazı sanıklara da saçma sapan sorular yöneltti. Davada 41 yıl 11 ay hapis cezası verilen Gazi Binbaşı Fikret Emek’in annesinin evinde bulunduğu iddia edilen el bombalarının, Cumhuriyet’e atılan bombalarla bağlantısını aradılar!
İlhan Selçuk, yazılarında sürekli Ergenekon tertibinden söz ederken gazete “Ergenekon terör örgütü” haberleri yapıyordu.

ÇETİNKAYA DESTEĞİ
Kafa, Ergenekon savcıları gibi çalışıyordu. Cumhuriyet’in avukatları ve bazı yazarları tertipçilerle kol kola girmişti.
Akın Atalay, gazete içinde en büyük desteği Hikmet Çetinkaya’dan aldı. Gazetenin koruması, şoförü, sekreteri ve maaşıyla en pahalı yazarı olan Çetinkaya, bu konumunu muhafaza etmek koşuluyla Atalay büyük destek verdi, onun hızla yükselmesini sağladı.
İlhan Selçuk hasta, Balbay Silivri’deydi. Gazetenin İstanbul ve Ankara bürolarında çalışan, ulusalcı kimlikleriyle tanınan deneyimli muhabirler birer ikişer tasfiye edilmeye başlandı. Atalay bu tasfiyelere “zorunlu tensikat” olarak açıklıyordu. Cumhuriyet’e katılan yeni yazarlarla gazetenin yeni çehresi, yeni kimliği yavaş yavaş şekilleniyordu.

‘SUÇU KABUL ET’
Balbay tutuklandığında onun avukatlığını başta Atalay olmak üzere Cumhuriyet’in avukatları yapıyordu. Balbay’a önerdikleri savunma çizgisi ise ezik büzük ve neredeyse “suçu kabullenme” anlamına gelecek bir savunma hattıydı. Balbay kısa süre içinde bunu fark etti ve avukatlarını değiştirdi.

SİLİVRİ’YE ZİYARET YASAĞI
Cumhuriyet çalışanlarının Silivri’ye Balbay’ı görmek için “gizlice” geldikleri günlerdi. Çünkü Atalay, Balbay’ın özel olarak ziyaret edilmesine hiç sıcak bakmıyordu! “Ulusalcı darbeci Cumhuriyet” imajından kurtulmak için Silivri’ye uzak durulmalıydı.

FETHULLAH’A SELAM
İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay ve Hikmet Çetinkaya gazete içinde yalnızca “ulusalcı temizlik” yapmakla kalmadı. Cumhuriyet’in Fethullah Gülen’e yakınlaşmasını da sağladılar. Medyaradar internet sitesinden Alev Gürsoy Cimin’e konuşan Atalay, “Cemaat’le bu yakınlık niye?” sorusuna “Ortada büyük bir haksızlık varken, birçok insan mağdur edilmişken, biz onlarla anılacağız diye korkup bu haksızlıklara karşı durmayalım mı? Tamam, haksızlık var ama biz susalım çünkü onlar Cemaat, ‘Aman adımız kötüye çıkar’ mı diyelim?” Yanıtını veriyordu.
Hikmet Çetinkaya 2011 yazında, Cemaat operasyonuyla gazeteciler hapse tıkılırken Gazeteciler Yazarlar Vakfı ile Erkam Tufan Aytav’la kol kola girebiliyordu. Erkam Tufan Aytav, Hikmet Çetinkaya’ya “Gülen Hareketi Türkiye için bir tehlike mi?” diye soruyor. “Hayır. Ben tehlike olarak görmüyorum” yanıtını alıyordu.
Cumhuriyet’in emektar okurları gelişmeleri kaygıyla izliyor. Cumhuriyet’e yönelik Hasan Cemallerin başlattığı büyük sağcı saldırı 1992’de İlhan Selçuk’un yeniden başa gelmesiyle bertaraf edilmişti. Şimdi durum daha zor… Bir İlhan Selçuk yok artık.

Hikmet Çiçek/ Aydınlık
hikmetcicek@aydinlik.com.tr

Bu Haberler ilginizi Çekebilir...

Yavuz Selim Demirağ: Şefkat Çetin buna bir cevap vermeli

1980 öncesinde İzmir Buca’da öğrenim görmüş, 12 Eylül’den sonra uzun yıllar hapis yatmış, 12 yıl …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir